Ne kadar prova edilirlerse edilsinler, yine de sıralarını şaşırıp birbirlerine çelme takan acemi sözcükler doluştu ağzıma. Büyük lokmaydı beklemek. Nasıl çiğneyeceğimi bilemedim bir an.
Zaman diye bir şey olmadığını, kalbin saatinin yalnızca olmuşla olmamışa ayarlandığını böylece anlamıştım. Evet, olmuşsa bir defa, sahiden olmuşsa, zamanı ne fark ederdi? Kalpte
bir yıl bir saniye, bir saniye bir ömür demek değil miydi?