lafimagücenme

lafimagücenme
@Atayevski
avukat
İzmir
Giresun, 1998
84 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
“İyi ve kötü dediğimiz kavramlar insan var olmadan önce de var mıydı? Yoksa insan mı var etti bu kavramları diye düşünürüz. Bu sorular başka soruları da beraberinde getirir. Eğer bizden önce böyle kavramlar yoktu ise ve bu anlamları ortaya çıkaran yine bizlersek, aslında bizden önce olmayan bir şeyi yaratarak, yani onu yoktan var ederek, iyi ve kötü diye yargılamalarda bulunarak yine yanlışa düşmüş olmaz mıyız? İyi ve kötü dediğimiz şey bizimle beraber var olduysa eğer, onu yaratan olarak aynı zamanda onu ORTADAN KALDIRACAK GÜCE DE SAHİP OLMAZ MIYIZ?”
Sayfa 38·Kitabı okudu
Reklam
“Konserler ve sirkler, pazarlar ve alışveriş merkezleri kalabalıktır. Görmeyen ve duymayanlar için yapılmıştır buraları. Gördüklerini ve duyduklarını zannetsinler diye her şey çok büyük ve gürültülüdür. Bir kandırmacadan başka bir şey değildir bunlar. Herkes herkesle aynı şeyi gördüğünü ve duyduğunu düşünsün diye yapılır bunca şey. Çünkü herkesle aynı şeyi gördüğünü düşünen kendi KÖRLÜĞÜNDEN kuşku duymak zorunda kalmaz ve bu konuda hiç olmadığı kadar çok desteklerler birbirlerini.”
Sayfa 33·Kitabı okudu

lafimagücenme

, bir kitap okudu
10/10
·306 syf.·
Beğendi
·
36 günde okudu
·
2020 56. kitabı
Oğuz Atay
8.7/10 · 7,3bin okunma
“Özellikle bu romantize etme ya da hayranlık temalarının bireyciliği ile benimsenen sosyalizmin çoğulculuğu arasındaki çelişki renkli biçimde anlatılabilir. Psikolojik problemlerin yarattığı bunalımların, toplumcu eğilimlere verilen ağırlıkla bastırılmaya çalışması da önemli. Bilinçsizce bu çelişkiyi yaşayanların durumu daha acıklı. Ne var ki bu bilinçsizlik onları sertleştirmeye ve bazılarında da aşırı gevşekliğe götürüyor. Ama ikinciler de bu dağılmalarını örtbas etmek için sertlik gösterileri ya da ‘anlamsız otokritikler’ yapıyorlar.”
Sayfa 270·Kitabı okudu
“İnsan ilk gençliğinde topluma karşı duyduğu ilk tepkilerinde, ona karşı çıkmış bilinçsiz kişileri (fahişeler, lümpen proletarya, serseri edebiyatçılar v.b.) gözünde yüceltiyor. Bu arada toplumcular da, kişilikleri çoğunlukla göz önünde tutulmadan hayran olunacak kişiler arasına giriyor. Sonra onların kötülükleri görülünce bu sefer toplumculuktan soğuma gibi bir ‘aykırı’ sonuç çıkıyor. Ya da kural dışı ne varsa, ‘kendini yok etme’ pahasına insan onları yaşantısına alıyor... Yeni -toplumcu- bir ‘ahlak’ düzeni kurulmadan, eski düzeni kişisel hayatında yıkmaya çalışan insanların dramdır bu.”
Sayfa 268·Kitabı okudu
Reklam