“Elbette ölüm, yani bizim tanımlamaya çalıştığımız intihar eylemi, kendini yetiştirenlerin eylemidir. Toplumdaki yürümeyen budalalıkları, kendi kişisel dertleri olacak kadar duyanlar onlardır. İşçi sınıfı henüz bu duyarlığa ulaşamamıştır. Dostoyevski’yi ve Kafka’yı okumaktan çekinirler ya da bir küçük burjuva ürünü olan romanın, küçük burjuvanın sonu geldiğini düşünmeğe çalışarak ortadan kalkacağını ileri sürerler.”
“Başımıza gelen olaylar da, bizim dışımızda kimse için anlam taşımayan yaşantı kırıntılarıydı. Kafamızda yaşadığımız olaylarsa, devlet adamlarının uykularını kaçırabilecek hayallerdi.”
“Bütün bu yazdıklarımın farkında bile değildim herhalde. Peki, nasıl oluyor da, bugün bu ayrıntıları yazabiliyorum? ‘Bilinçaltı gözlemcilik’ diye bir şey mi var yani?”
“Gayeye her yaklaşmada bir huzursuzluk hissedilir. İnsan gayeye ulaşmak için çalışmayı sever, fakat ulaşmayı pek istemez; bu hal hiç şüphesiz çok gülünçtür. Şu halde insan daha doğuştan gülünç bir yaratıktır.”