Günümüzde hâlâ kullanmaya devam ettiğimiz sayısız ortaçağ icadı arasında şömine, kâğıt (parşömenin yerini aldı), Arap rakamları (Leonardo Fibonacci'nin Liber Abaci [Hesap Kitabı]' kitabı aracılığıyla XIII. yüzyılda benimsendi), çift kayıt sistemi ve Guido d'Arezzo yoluyla müzik notalarının adı, ayrıca bazılarına göre düğmeler, külotlar, gömlekler ve eldivenler, mobilya çekmeceleri, pantolonlar, oyun kâğıtları, satranç ve pencere camları vardır. Yemek için masaya oturmaya ve (Romalılar uzanarak yerdi) çatal kullanmaya ortaçağda başlamış; mekanik saatlerimizin doğrudan atası olan maşalı saatleri de yine bu dönemde icat etmişizdir.
Ortaçağda şehir devletlerinin tanıdığı haklarla tüm yurttaşların şehrin kaderine özgür bir şekilde katılmaları sağlanır; o hükümet konaklan günümüzde hâlâ yerel yönetimlerimiz için birer merkez görevi görmektedir. İlk üniversiteler de bu şehirlerde doğar; ilk üniversite, daha başlangıç aşamasında da olsa, 1088 yılında Bologna'da ortaya çıkar ve ilk defa hem devletin hem de kilisenin kontrolü dışında hocalarla öğrencilerden -birinci grup ekonomik açıdan ikinci gruba bağımlıdır- oluşan bir topluluk meydana gelmiş olur.
Her ne kadar başka enerji kaynaklarıyla tanıştaysak da, antikçağlarda ve Çin ile İran'da bilinen, ama Batı’da sadece 1000 yılından sonra ortaya çıkıp geliştirilen su değirmenlerini ve rüzgâr değirmenlerini kullanmaya devam ediyoruz.
Ortaçağ, insanların yakıldığı ateşlerle aydınlanan tek çağ olmamıştır.
Ortaçağda sadece dini nedenlerle değil, siyasi nedenlerle de insanlar ya kılırdı; Jeanne d’Ark'ın duruşması ve mahkûmiyeti buna bir örnek teşkil eder. Papaz Dolcino gibi sapkınlar da birçok küçük çocuğa (sayısının 200 olduğu söylenir) tecavüz edip öldüren Gilles de Rais. gibi katiller de ya kılır.