1000 yılından sonraki ORTAÇAĞDA ,Trubadur şiirinden Kral Arthur'u konu alan romanlara, Nibelungen Destanı'ndan Dante'nin İlahi Komedya'sına kadar tüm zamanların en büyük edebiyat şaheserleri yeni konuşma dillerinde doğmaya başlar. Üniversiteler kurulur, sanat ve teoloji fakültelerinde Petrus Abelardus, Albertus Magnus, Roger Bacon ve Thomas Aquinas gibi büyük âlimler ders verir. Elyazmalarının çoğaltılması ve minyatür çizilmesi gibi faaliyetler, manastırlardan yeni doğan bu üniversitelerin civarındaki sokaklara yayılır. Sanatçılar artık sadece kiliseler veya manastırlar için değil, aynı zamanda hükümet konaklarında çalışıp buralarda kent yaşamından sahneler resmederler. Avrupa'da bir yandan ulus-devletler oluşurken, diğer yandan devletlerüstü imparatorluk düşüncesi yeniden öne sürülür.
Tarımdaki ve teknik alandaki yenilikler sayesinde ,erken ortaçağın başlıca özelliği olan, din adamları, savaşçılar ve çiftçilerden oluşan geleneksel toplum yapısının yerini kendini zanaatkârlığa ve ticarete veren bir kent burjuvazisi alır.
Yakın tarihteki dinsel metinler ve önemli bazı mitolojilerin kaynaklarının Sümerlere ait olduğu kesin belge-
lerle kanıtlanmıştır. Gılgamış Destanı, ("gökyüzünde") an-
lamında tanımlanan "Enuma-Eliş" destanındaki bilgilerin
çoğu uygarlıkların öykülerine geçtiği artık biliniyor. Tev-
rat'ta ele alınan tufan öyküsü kesinlikle Sümerlere ait bir öy-
küdür. Suriyeliler Adonis'e dönüştürdükleri Dumuzi
(Tammuz), An'ın Yunanlılarda Uranus'a dönüş-mesi, Sami-
ler ise An'ı "Anu" ya dönüştürmüşlerdi.
Tarihçi, araştırmacı
arkeologlar ise, Sümerlere "Ubaid" adını taktılar. Sümerler
ise yaşadıkları yerlere de "Kengi" adını vermişlerdi. Çünkü
birçok araştırmacının ortak bir noktada bütünleşmelerini
sağlayan "Ubaid" (Bazı kaynaklarda "Obed" yazılmaktadır.)
Sümer halkının çoğalmasını sağlayan küçük bir yerel aşiretin
adıydı. Sümerlerin yerel dillerinde ise "Sum-Er " adı kulla-
nılmıştır. Sum-Er'in sözcük anlamı ise "su adamı" ya da "su-
yu denetleyen adam" şeklinde tanımlanmıştır. Yaklaşık
beşbin yıl önce Mezopotamya bölgesine bazı göçer kabilele-
rin gelip yerleştiklerini ve orada zor koşullar altında bir ya-
şam sürdüklerini tahmin ediyoruz. Ancak kesin bir sonuç
olmamakla beraber bazı araştırmacılar Sümerlerin İ.Ö. 3500-
2000 yılları arasında yaşamış olduklarını ifade ederler.