İsmail kılıçarslan hüznü anlatmıştı yepyeni bir bakış açısıyla:
"Madem ki dünya bir sürgün yeridir, sevgili"den ayrılışın acısıdır, kovulmuşluktur… O halde insanın dünya ile ilişkisini belirleyen en temel duygulardan biri hüzündür.
.....
.....
.....
Bakmayın siz hüznü bir hastalık olarak tanımlamaya meyyal mutlulukperest bir takım modern psikiyatri azmanlarına. bu dünyada araz olan mutluluk, asıl olan hüzündür. o yüzdendir ki "hüzün insanı olgunlaştırır da, hatta kemale vasıl eder" denilmiştir sözüne itibar edilen adamlar tarafından.
...
...
...
Hüzünden kurtulmanın yolu sanal olanda, yalan olanda, sahte cennetlerde değildir. "içelim de neşemizi bulalım" diyen adam sadece kendini kandırmaya ayarlıdır böylece. Bizse , bu külbe-i ahzan olan dünyanın sahte ırmaklarından içmeyi reddederiz. Bizim hüznümüzü giderecek su , bu dünyanın, bu sürgünün suyu değildir.
İlhami çiçek"e kulak verelim: "Yalnız hüznü vardır kalbi olanın."
...
...
...
Sevgili oğlundan ayrılışının acısını ancak hüzünle bastıran bir babayı , evini külbe-i ahzana yani hüzünler kulübesine çeviren Yakup"u hatırlayalım ve Yusuf "u hatırlayalım. Hani o, kardeşlerinin ihanetine uğrayıp hüzünler kuyusunda kalmıştı da "şüphesiz, Rabbim olan Allah beni bu darlıktan kurtarır" demişti."