Nursel...

Yıldızlı bir gecede, gökyüzünün altında kendini acemi ve çaresiz hissedersen; bu, yıldızlara bakarak başka şeyler düşündüğün içindir. Barış Bıçakçı
1000Kitap
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
" şimdi gerçekten de uyumak istiyorum. yorulduğum ya da uzun bir mücadelenin sonunda güzel bir şeye kavuşmanın huzurunu hissettiğim için değil. güzel günün, güzel şeylerin geçici olduğunu unutmak için uyumak istiyorum. geçicilik duygusunun insanı hep hazır olda tutan despotluğundan kaçmak için uyumak istiyorum. böylece güzelliğin daha da küçük daha da geçici bir parçasına razı olarak uykuya dalıyorum. uyandığımda gün bitmiş oluyor, hayat azalarak sonsuza gidiyor, azalarak sonsuza gidiyor, azalarak sonsuza, azalarak…"(barış bıçakçı ) gecesini uykuyla demlendiren herkese iyi geceler. :))
1000Kitap
" ben neler istiyorum neler istiyorsun canım , insanların üstüne dünyanın bütün yıldırımlarını yağdırsam da sevilmek özlenmek istiyorum. bütün gürültümün çocukça olduğunu aslında sevgiden ilgiden geldiğini anlamalarını öyle sanmalarını istiyorum peki diyorlar neden yapalım bütün bunları neden öyle sanalım kimsin sen diyorlar... "
1000Kitap
''hiç acımadı, olric. şimdi ölürüm, niye ateş ediyorlar hala? yüzümü dağıtmasınlar olric, dağıtmasınlar. bu kan, ruhumu da çekiştiriyor dışarı çıkarken. beni sakın bırakma. sırtım nasılda ısındı. hayat şimdi nasılda başkalaştı. bana şimdiden sonra ne derler? ben kendimi bağışlıyorum olric. intikam mı alıyorlar olric? neden vuruyorlar beni hala? gazeteci öldü mü? pişman olayım mı? ben çocukken babam bir kere başımı okşamıştı. olric, ben en çok neyi sevdim?! aklıma gelmiyor. birazdan bir ışık görecek miyim? birazdan bir ışık beni içine alabilecek mi? bitti mi herşey? cenet bizi böyle görmesin. cennet var mı, olric? yüzüme niye ateş ettiler olric? yüz ilahi birşey olric. niye ateş ettiler? bir nefes daha... olric... bir nefes... olric...''
1000Kitap
"korkuyorum olric. kendimi elevermekten korkuyorum. majesteleri bana güvenebilirler. ne zamandan beri majeste olduk olric? geçen gün konuşmuştuk efendimiz: yeni bir krallığın hüküm sürmeye başladığından söz etmiştik. demek yeni saltanatımız başlıyor. öyle oluyor efendimiz. içimi bir soğukluk kapladı olric. uzaktaki ülkemin, buzlar ülkesinin bir özlemi olacak bu olric. bu sahte sıcaklık beni hiç ısıtmadı; şimdi anlıyorum bunu. sıcak ülkelerin, insanın beynini uyuşturan büyüsüne kapıldım bir süre. şimdi bu yatak, bana ülkemin bütün buzlarından daha soğuk geliyor. bu kocaman yatakta kaybolacağımı sanıyorum. bana, bu bilinmeyen ülkeye gelmek üzere yola çıkmadan önce söylemişlerdi olric; bizim ülkenin az görünen güneşini arayacağımı söylemişlerdi. çok geç kalmadan birşeyler yapmalıyız. kraliçe geliyor efendimiz: biraz kendinizi toparlasanız. beni bırakmayacaksın, değil mi olric? sizi ne zaman yalnız bıraktım efendimiz? perdeleri kapadı: bu turgut’un göreviydi. ışık yanarken pencereye ancak erkek yanaşabilir yatak odasında. buradaki âdetlere bir türlü alışamadım olric. bana öyle geliyor ki bizim soğuk ülkemizde, insanlar arasında, bu kadar sık ortaya çıkmasa da, bu kadar çok sözü edilmese de, bu kadar yerli yersiz bahsedilmese de, daha başka türlü, daha başka anlamı olan bir sıcaklık vardır. yatağın yanında kımıldamadan duruyordu. soyunmadan, öyle hareketsiz bekliyordu. nermin yaklaştı, kravatını çözdü. kötü bir başlangıç. bana dokunulmasını istemiyorum olric. sinirlisiniz efendimiz. yapamıyorum artık, olric. ben kral rolüne daha fazla devam edemeyeceğim. bu elbiseler beni sıkıyor; soyunmak da istemiyorum. düşünce elbiselerinizi mi istiyorsunuz? yamansın olric. hiçbir şey belli etmezsin. duymamış gibi yaparsın. çok yükseklerde olabilirdin. ben yerimi seviyorum efendimiz.
1000Kitap