Ölümün Incil'de sözü geçen tozuydu dönüşecek olduğu. Şekli şemalı belli,fiziksel bir ceset değil de hayal ürünü,soyut , yalnızca ebeveyinlerinin bulanık hatıralarında kalan bir ceset olduğunu hissedecek ve geçmişi belli belirsiz özleyecekti. Bir elma ağacının kılcal damarlarından yukarı tırmanıp sonbaharda olgunlaşacak bir elmanın içine konuşlanacak ve aç bir çocuğun ısırığıyla uyanacaktı. Böylelikle bütünlüğünü kaybettiğinin, artık sıradan bir ölu,alelade bir ceset bile olmadığının farkına varacaktı, işte buna üzülüyordu.
Bütün bu korkunç hakikat ona herhangi bir rahatsızlık vermiyordu;tam tersine,orada, yalnızlığıyla baş başayken gayet mutluydu.Korku duymaya sonradan mı başlayacaktı acaba?
“Konvoyla ilerliyorum çünkü kendi iradesi olmayan bir golem'im ben. Çünkü rüzgârın yol boyunca sürüklediği bir tutam pamuk artığıyım. Nereye gideyim, söyler misin? Hem ne için? Burada hiç değilse konuşabileceğim insanlarla bir aradayım. Yanlarına yaklaştığımda konuşmalarını yarıda kesmeyen insanlarla. Hatta benden hoşlanmasalar bile, arkamdan atıp tutmak yerine bunu yüzüme söyleyen insanlarla. Denizcilerin hanına neden gittiysem, aynı nedenle aralarındayım şimdi. Çünkü benim için hiçbir şey fark etmiyor. Yönümü çevirebileceğim bir yerim yok. Yolun sonunda ulaşmak isteyebileceğim bir hedefim de.”
İnsanlar özləri kimi olmayanları heç vaxt sevməzlər.Qorxarlar ,maraqlanarlar , heyrətlənərlər,ancaq sevməzlər.
Biz onlar kimi deyilik. Ancaq yenə de onlardanıq, Lano