Stoacı felsefenin en önemli kaynaklarından biri kabul edilen bu kitap “ filozof imparator ” olarak anılan Marcus Aurelius tarafın kaleme alınmış. Benimsediği felsefeyi, öğretilerini kaleme aldığı kitap yalnızca kendisine değil tüm insanlığa seslendiği bir eser olmuş. Hümanist yaklaşımı ile bir çok öğretici ve sorgulayıcı konulara değinmesinin yanı sıra, insanın kendisini bulması için de kılavuz niteliğindedir. Ahlak, inançlar, akıl, politika, doğa gibi bir çok kavramları harmanlayıp farkındalık yaratarak insanı kendi iç dünyasında yolculuğa çıkarmayı başarmış.
“Aşağılıyorsun, bizzat kendini aşağılıyorsun ruhum! Kendini onurlandıracağın zaman gelip geçiyor. Çünkü herkesin tek bir yaşamı vardır ve seninki hemen hemen tamamlandı; kendine saygı duyan biri değil, diğer insanların ruhlarında kendi mutluluğunu arayan birisin.”
Günümüz koşullarında bu öğretileri hayatımıza uyarlamak ne kadar zor olursa olsun yeni nesillere aktarılabilecek güzel öğretiler içeriyor.
Belki bundan sonrasını değiştirmek elimizde değildir fakat kitaptaki normları gelecek nesillere tam anlamıyla aktarabilseydik, dünya nasıl bir yer olurdu diye düşünmeden edemedim.