Altına serilen şilteyi, ‘’ Benim dünya malıyla ne işim olabilir” diğer reddeden Mekkeli mütevazi yetim peygamberin peşinden, 10.000 dolarlık eşarplar 100.000 dolarlık marka çantalar, milyon dolarlık Mercedes arabalarla gitme ahlaksızlığına inanma aptallığından bahsetmiyorum. Anadolu’nun yüzlerce yıllık fakirliği, zaten öğretti insanımıza yetinmeyi, o yüzden çok kullanırlar bizim yetinme ahlakımızı. Siz yetinin, “biz hiç yetinmeyelim” diyenlere isyanım.” yetinin, kanaat edin” diyen adamların bizim paramızla yaşadıkları lüksü görmezden gelmeyin. Elin papası sıradan araçla gezerken, lüks araca binen dini liderlere inanamıyorum, onlara inananları aklım mantığım hiç almıyor. Bir insan kendi helal kazandığı parasıyla ne yapıyorsa yapsın ama senin bu dini temsil ettiğini söyleyip, o mütevazi peygamberin izinde olduğunu söyleyip bu kadar lükse sahip olman, gerçekten inanmadığınla açıklanabilir sadece.
Her gün daha fazla insan kendisini, mutlu, aktif veya faydalı olduğuna ikna etmenin giderek zorlaştığı ölümcül bir hayal kırıklığı ağının içinde çırpınırken buluyor. 
Hiç kimsenin özgür, neredeyse hiç kimsenin güvende olmadığı ve hem dürüst olup hem de hayatta kalmanın neredeyse imkansız olduğu bir dünyada yaşıyoruz.