Altına serilen şilteyi, ‘’ Benim dünya malıyla ne işim olabilir” diğer reddeden Mekkeli mütevazi yetim peygamberin peşinden, 10.000 dolarlık eşarplar 100.000 dolarlık marka çantalar, milyon dolarlık Mercedes arabalarla gitme ahlaksızlığına inanma aptallığından bahsetmiyorum. Anadolu’nun yüzlerce yıllık fakirliği, zaten öğretti insanımıza yetinmeyi, o yüzden çok kullanırlar bizim yetinme ahlakımızı. Siz yetinin, “biz hiç yetinmeyelim” diyenlere isyanım.” yetinin, kanaat edin” diyen adamların bizim paramızla yaşadıkları lüksü görmezden gelmeyin. Elin papası sıradan araçla gezerken, lüks araca binen dini liderlere inanamıyorum, onlara inananları aklım mantığım hiç almıyor. Bir insan kendi helal kazandığı parasıyla ne yapıyorsa yapsın ama senin bu dini temsil ettiğini söyleyip, o mütevazi peygamberin izinde olduğunu söyleyip bu kadar lükse sahip olman, gerçekten inanmadığınla açıklanabilir sadece.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zamanla şunu öğrendim; bence aklın yolu kulaklardır, ağız değil. Kulaklardan beyne çok şey gider, ağızdan ise gitmez. Ağzınız bir karış açık dolaşıyorsanız bir şey öğrenmiyorsunuz demektir.
Dinlemek zeka belirtisidir, konuşmak değil. İnsanlar ağızlarıyla söylediklerini kulaklarıyla duysalardı çok daha az konuşurlardı.
Dünyanın bir şaka olduğunun farkına varmalısın. Adalet yoktur, her şey rastgeledir. Bunu anladığın zaman kendini bu kadar ciddiye almanın ne kadar aptalca olduğunu anlayacaksın.