Zaaf, hiç iyileşmeyecek bir yara gibidir, bir kere gösterdiğinizde gizlemesi imkansızdır ve düşmanınızın ilk hamlesi daima o yarayı daha fazla derinleştirmektir.
Ya o yarayı yok etmek gerekir ya da o yarayı gizlemek. Yok etmek için zaaftan vazgeçilmelidir, gizlemek içinse o yaranın kanamasına izin verilmelidir.
Yaranın iyileşmesi ise bağlılıktan vazgeçtiğinde gerçekleşir.
"Sadece anlık görünce üzüldüm,annemle aram kötü zaten biliyorsun. Kadın ölsem mutlu olacaktı, neye üzüleceğim? Bu yolda kaybettim ben merhametimi." Kaşlarımı çattım ardından başımı omzuma doğru yatırdım. "Krallık bize ulaştı mı çocuklar için? Başkan'ın kardeşini nereye götürdün ? Umarım iyi bir kozdur. Bence bir plan yapmalıyız, insanlar sessizliğimden yakınıyor, kendilerini yalnız kalmış hissediyorlar. Yani bir şeyler düşünmemiz gerekiyor ve..."
Eliyle ağzımı kapattığında hiç beklemediğim anda "Ne olursun, canımın içi," dedi en içten gelen sesle "Benim karşımda güçlü durmaya çalışma, yapma bunu bana. Görüyorum, görürüm biliyorsun."
"Ama şu an örgütün..."
"Dünya umramda değil." dedi net bir sesle. "Ne istiyorsun, onu söyle."
"Duvarlara orkide çizmeye başlamışlar, ülkenin her tarafında duvarlarda çiçekler var." Başını omzuna doğru yatırdı, bu hareketi karnımın içine sıcak bir ateşin düşmesine neden oldu
"Gördün mü?" diye sordu birkez daha. "Aşkın iyileştirici gücüne inanıyorlarmış. Gördün mü? Birisi çiçekler alamadı diye duvarlara hiç ölmeyecek çiçekler ekmiş, canlı olursa kırgınlıkla bile olsun solup seni üzmesinler diye. Çünkü biliyormuş bunu yaptıran kişi, sen çiçeklerin ölmesine çok üzülürmüşsün."