Kitabı okuduktan sonra ilk şaşırdığım konu bunun ekim devrimini 50 yıl önceden nasıl tespit ettiğiydi. Kitapta entrikalar, yalanlar dolanlar üst kalitede verilmiş ve yeni bir yaşama yol açmış. Yeni okuyacak insanlara fikir vermek için önce kitabın içindeki gizli anlamlardan sonra da karaterlerin neyi temsil ettiğini kısaca yazacağım.
Öncelikle kuşaklar arasında bir çatışma görüyoruz. Bir tarafta batıdaki sosyalist fikirleri benimsemişler diğer tarafta slavcı, ortodoks kanat. Pyotr'ın karakterinde kendinde vücut bulmuş nihilizm, sosyalist değerleri kaos ve zalimlikten faydalanarak kendi despotluğunu kurmak için kullanıyor. Kendini madrabaz olarak tanımlayan Pyotr devrimin ve onun yarattığı intikam ölümlerinin başlatıcısı. İnsanları kölelikte eşitleyip kanlı bıçaklı darbeyle yönetimi eline almak isteyen bir dolandırıcı. Biraz araştırdığımda yorumcuların bu karakteri Leninle özdeşleştirdiğini gördüm.
Şatov karakteri ise bizzat Dostoyevski'nin kendisi yani gençliğinde aşırı fikirleri benimsemiş daha sonra pişman olmuş, Tanrı'ya yeniden kavuşmuş lakin alçakça bundan mahrum edilmiş bir insan.
Bana kalırsa da gelişim katliam ve hileyle hemen olacak bir devrim değildir. Yüzyıllara yayılan genel kültür kapasitesinin artması ve peşi sıra gelen idrak kabiliyetidir.
Vali ve karısı arasında geçen olaylar da şu açıdan çok dikkat çekiciydi: kibirli ve hırslı ve bunu doyuracak bir zekaya sahip olmayan ahmak bir kadın, erkeğini freni patlamış bir arabada sürücü koltuğuna mahkum eden ve yok oluşunu hazırlayan bir mahluktur.
Dipnot olarak: Karmazinov karakteri, Turgenyev'i temsil ediyor ve onun fransız etkisindeki laçkalığından dem vuruyor.
Son olarak Nikolay karakterine değinirsek kendisinde rus aristokrasisini görüyoruz yani sınırsız bir hedonizm.
Bence Dostoyevski devrimi
Tanrı yoksa ben Tanrıyım. Tanrı varsa, bütün irade onun elinde demektir ve ben de bu iradeye boyun eğmek zorundayım. Ama yoksa, her şey benim elimde demektir ve ben de özgür irademi ortaya koymak zorundayım.