''Kendimden, öfkeli olduğumda ağlayan biri olduğum için sinirliydim. Bağıran biri olmak istiyordum. Bağıran biri, ağlayan birinden çok daha iyidir.''
------------------------
Nereden başlasam bilemiyorum... Mükemmeldi. Çok uzun zamandır bu kadar beğendiğim bir kitap olmamıştı herhalde.
Ana karakterimiz Shannon hayatı boyunca birçok acıya katlanmış yaralı bir kız. Hem okul hayatında zorbalığa maruz kalmış, hem de kendi evinde sürekli şiddete uğramış bir lise öğrencisi. Alkolik, bağımlı bir baba ve sürekli ona karşı sessiz kalan bir anneye sahip. Gerisini anlamak pek de zor değil zaten...
Johnny ise hayatını ragbiye adamış, çok başarılı ve mükemmelliyetçi bir karakter. Ancak geçirdiği bir ameliyat sonrası hayatı altüst oluyor. Kitabın başında ikisi bir kaza sonucu tanışıyorlar. Sonrasında zaten bir türlü kopamıyorlar.
''Slow burn'' tarzındaki kitaplardan genel olarak pek hoşlanmıyorum açıkçası. Ama bu kitaptaki olaylar o kadar akıcı ve gerçekçi yazılmış ki kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. İki karaktere de bayıldım. Kitabın özellikle bu tarz ağır bir konuyu böyle gerçekçi bir şekilde ele alması çok hoşuma gitti. Sanırım zaten bu yüzden de olayların yavaş olması beni hiç rahatsız etmedi.
Bazı bölümlerde resmen sesli güldüm, bazılarında ise gözlerim doldu. Hissettikleri duyguları okuyucuya inanılmaz bir şekilde geçirmeyi başarmış yazar. Çok çok beğendim. İkinci kitabı elime geçtiği gibi başlayacağım. Kesinlikle en sevdiğim seriler arasına girdi. Eğer listenizdeyse hiç bekletmeyin, bir şans verin derim...