Kötülükleri bu kadarla da kalmakta. Namussuz ve vahşi parazitler, saklananların çalıntıları, hayatın yıkıcıları sık sık daha korkunç kötülükler yapıyorlar. Kurnazlıkla, hileyle, rüşvetle, tehditle, yalanla veya açık bir şekilde şiddetle halkın aklını ve iradesini öldürüyor, toplumun vicdanını zehirliyor, gençliğin ideallerini ve idealizmini söndürüyorlar. Etraflarına manevi bir karanlık ekiyorlar. Kötülüğü yayıyorlar. İnsanların acısını ve eziyetini arttırıyorlar.
Çeşitli kültürel ve toplumsal alanlarda kendini beğenmişliklerini tatmin etmeye çalışır bunlar. Önemli rütbeleri çalışmadan, haksız kazançla elde etmek istiyorlar. Daha kötüsü halkın ve toplumun yararına özveriyle ve coşkuyla çalışanların tekerine de çomak sokuyorlar. Onlara iftira ediyorlar. Onların ünlenmeye çalıştıklarını söylüyorlar.
Bugün ise bir fikir adamının toplumdan sempati görmesi oldukça zor. Politikaya da, basına da, toplumsal örgütlere de her zaman küstah, vicdansız, utanmaz ve yeteneksiz dolandırıcılar, aşağılık ikbalperestler, hırslı vahşi parazitler giriyor. Halk hayatının inşasını ve politikayı spekülasyona, haksız para kazanma aracına ve kişisel amaçlarına dönüştürüyorlar. Kilise, okul, devlet görevi bu kişiler için para aldıkları işsizlik mekanlarıdır. Onlar hayatın kurucuları veya halkın vicdanlı hizmetkarları değil, tembel memur asalaklardır.
Bense hayatın yaratıcısı, koruyucusuyum. Ben ışığım, ben ateşim, ben hakikatim, ben sevincim. Ve ben hayat saçıyorum her yere.
Parlak ateşler yakıyorum. Seninle mücadelemize bugün başlamadık karanlık ruh, bugün de bitirmeyeceğiz. Sen karanlık işlerini yapmaya devam et: Ateşleri söndür, hayatın meşalelerini kır, parçala. Ama ben ve yoldaşlarım aydınlık işlerimizi yapmaya devam edeceğiz.