Ne diye sıkıcı bir gölge gibi dünyada dolanıyorsun?
İnsanları bıktırıyor, önceden olduğu gibi sevinçle, hayvanlar gibi yaşamalarına engel oluyorsun. Onlar daha önce de böyleydi, böyleler ve zamanın sonuna kadar da böyle olacaklar. Eğer insanlar ve milletler konuşan hayvanlar olmak istiyorlarsa bırak olsunlar. Eğer onlar terbiyeli sürüler olmak istiyorlarsa onları rahat bırak. Zaten onları değiştiremeyecek, düzeltemeyeceksin. Onlar senin değil, benim sürüm... Onlara neyin lazım olduğunu ben bilirim. Onları yönetmesini de ben bilirim. Ve onlar beni dinler, ardımdan gelirler. Onlara hükmetme mücadelesinde ben senden güçlüyüm. Binlerce yıldır kaç aziz, kaç peygamber, kaç bilgin yolladın insanlara, hatırla. Hepsi bana karşı mücadele etti. Ve bu mücadele nasıl bitti? Onların yenilgisiyle tabii ki.
Günlerden bir gün köy muhtarı vergisini ödemeyen köylüye 'Şu kadar ödemen lazım, öde!' der. Muhtar on kere, yirmi kere gördüğü her yerde köylüye 'Ne zaman ödeyeceksin? Çoktandır ödemen lazım!' der.
Ben de her okuyucuma kitabımın her bölümünün, her sayfasının sonunda şunu hatırlatmak isterim: Hayatı inşa etmeye ne zaman başlıyoruz? Hanımefendiler ve beyefendiler, sizler ne zaman hayata olan borcunuzu ödeyeceksiniz?"
Ben de fikirlerimi, hislerimi, çağrılarımı size bir merhem gibi sürüyorum. Sizler rüzgarda sigara içerken yanana kadar üç, beş, on kibrit harcıyorsunuz. Her biriniz sadece yıkıcı bir rüzgarın etkisinde değil, etrafınızdaki hakikat aynı zamanda ateş yakmanın zor olduğu yoğun ve derin bir bataklık. Bu durumda aklınızı ve iradenizi bir seferde yakmamı nasıl bekliyorsunuz?
Makdonald, "Ben de size böyle ısrar ediyorum," diyordu. "Fikrimi, isteklerimi yüz kez de olsa tekrar etmeye hazırım. Parazit veya yıkıcı olmayın, hayat kurucuları olun.
Bunu bilmek yeterli değildir. Öğrenmek ve her zaman hatırlamak lazımdır. Hayatı inşa etmenin sevincini, ihtiyacını ve gerekliliğini hissetmek gerekir. İnsan merhem sürerek iyileştirilen herhangi bir hastalıktan veya romatizmadan mustarip olduğunda merhemi sadece hasta olan kola, bacağa, omuza veya göğse sürmüyor. Merhemi yedirerek sürüyor. Uzun bir süre defalarca, onlarca, yüzlerce kez, merhem etkisini gösterene kadar sürüyorlar.