Her kes hayatın zorluğu, eziyeti ve düzensizliğinden yakınıyor. Ve kimse hayatı inşa etmek, onu daha iyi hale getirmek için çaba sarf etmek istemiyor. Sanki bizler hayatı kenardan izleyenlermişiz ve her birimiz, her kesin ve her şeyin yargıcı yapılmışız gibi. Her kes büyük işler, yüce karakterler, büyük mutululuklar istiyor ve arzuluyor ama çok az sayda insan, kendisini ve hayatı etrafındakı sıradan bayağılıklar, aşağılıklar ve aptallıklardan bir milim dahi olsa arındırmayı düşünüyor. İnsanlar borçlarını ödemekten aciz merhametsiz borçlulara benziyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitabımı korumuyorum ama onun karakterini ve görevini açıklayacağım. Neden böyle yazdım ve neden yeni baskılarında kitabı düzeltmiyorum? Ben roman yazarı değilim, kitabım işsiz günlerinizde ve saatlerinizde okumaktan hoşlanacağınız türden bir edebi eser değil. Ben bir toplum veya halk öğretmeni de değilim. Ben hayatın sizlere ödemediğiniz yüzlerce faturayla yolladığı, halk kitleleri tarafından gönderilmiş veya yetkilendirilmiş biriyim.
İsa "Tanrıyı hatırla" öğretisi vermemiştir. Tanrının yüzlerce tarifini, özelliğini ve buyruğunu ezberle dememiştir.
İsa sürekli tekrarlayarak, Sev, sev,sev!İnsanları sev! Her çeşit insanı sev! Yaşayan her varlığı sev! Tüm dünyayı sev. Ağacı da, taşı da tarladaki kum tanesini de gökteki yıldızı da sev. Her şeyi sev! Her şeye inat hayat vereni sev demiştir.
Kendilerine dinden ölü bir akait derlemesi yapmışlar. Dini binlerce kuralı ve hükmü olan bir çeşit inanç gramerine döndürmüşler. İncili sıkıcı, bayağı ve skolastik yorumlarıyla bir orman gibi kaplamışlar. İsa Mesihin kişiliğini ve onun öğretisini ise tamamıyla unutmuşlar.