İsviçre peyniri, sadece dağlarda otlayan ineklerin sütünden yapılır. Hollanda peyniri ise ülkenin zengin meralarında otlayan ineklerin sütünden yapılır. Bunlar milletlerinin yansımalarıdır. Napolyon, barış içindeki Çin yerine Fransa'da doğdu. Doğanın başlıca kanunlarından olan "yaşam mücadelesi" öğretisiyle Darwin'i İngiltere ortaya çıkardı. Rusya, "kötülüğe karşı direnmeyin" diyen Tolstoy'u var etti. Başka türlüsü de zaten olamazdı.
Elinize bir büyüteç alın. Büyüteç, kızgın güneş ışınlarını bir araya toplayabilmek için özel olarak yapılmıştır. Bunun sayesinde binlerce kızgın güneş ışını tek bir odakta buluşup parlak bir nokta oluşturur. Bu parlak nokta ağacı, taşı ve demiri bile yakabilir.
Toplumun içinden çıkan her büyük insan, yakıcı bir büyüteç gibidir. Milletinin bütün gücünü ve dehasını kendi şahsında toplar; kendi halkına ve başka halklardan binlerce insana ilham kaynağı olur. Fakat hava kapalıysa ve atmosferde güneş ışınları yoksa bu büyüteç ne kar yığınlarını eritebilir ne de bir damla suyu ısıtabilir.
Hakikaten de kahramanlar ve büyük insanlar yıldırıma benzer. Fakat halk kitleleri ne kil yığınıdır ne de saman balyası. Halk, yıldırımın çıktığı buluttur. Eğer bulut elektrikle doluysa yıldırım çakar. Bulutta elektrik yoksa yıldırım da olmaz. Su buharının bir arada durmasından başka bir şey değildir o vakit bulut. Halk da böyledir. Eğer İçinde kahramanlık ve büyüklük ruhu yoksa o halktan bü-yük insanlar ve kahramanlar çıkamaz. Eğer halk kitleleri soğuk bir sis bulutu gibiyse hiçbir güç onlardan bir yıldırım çıkaramaz."
Carlyle, Kahramanlar adlı kitabında kahraman kültürü ve kültünden bahseder. Carlyle'a göre halk kitleleri, heykeltıraşını bekleyen hareketsiz ve cansız kil yığınlarıdır. Fakat ortaya bir sanatçı, büyük bir insan, kahraman; bir Sezar, Napolyon, Büyük Petro, Sokrates veya Muhammed çıkar ve elindeki kili şu veya bu şekle sokar. İnsanları ve kitleleri istediği şekle sokabilir bu insanlar.