Kitabın bir kahramanı yok tek kahraman yazarın güçlü kalemi. Bir kitabı ikinci defa okumak gibi bir huyum yoktur ama defalarca okuyup hep aynı tadı alacağımı umduğum,her kitaplıkta olması gereken bir eser. Kitabı okuduğunuzda sadece Fransa’yı değil Türkiye’den mi bahsediyor diyeceğiniz ve çok farklı toplumlar olmasına rağmen şaşırtıcı benzerliklerle donanmış.
Yazar bireysel hafızayı bir kenara bırakıp toplumsal hafızanın adeta anatomisini ortaya koyuyor. Savaşlardan politikaya, teknolojik gelişmelerden dinsel temalara ,kadın sorunlarından etnisiteye, ikili ilişkiler ,aile ve kısaca yaşama dair herşeye bir şekilde dokunan bir kitap.
Yeri geliyor Sartre’ın varolçuğunda kayboluyor yeri geliyor Simone de Beauvoir’un sesinde kadın isyanının sesi oluyorsunuz.
Yazarın dediği gibi “hafıza tükenmeyen bir şeydi “ ve bunu o kadar iyi aktarmış ki çaresizce kabul etmekten başka bir seçeneğiniz olmuyor.
“Sonsuz bir şimdinin içindeydik” diyor yazar ve “ Artık asla olmayacağımız zamandan birşey kurtarmak “ diye bitiriyor . Tüm zamanlardan güzel şeyler yaşamanız dileğiyle…