Aşk, kimi sosyal antropologlara göre; seksüel bir tutkudur. Şairlerin duygu yüklü dizeleridir, müzisyenlerin şarkılarıdır. Psikologlara göre aşk, hem normal hem de nörotik olmaktır, yaratıcı ve yıkıcıdır. Filozoflara göre ise aşk erkekler için başkadır, kadınlar için bambaşka. Ama herkes için iyiliğin ve kötülüğün, güzelliğin ve çirkinliğin bitimsiz başlıca kaynağıdır. Hayata motive eden bir kaynak, bir enerjidir aşk..
Aşkı tanımlamak için kaynak ne kadar bol olsa da -henüz çözülmeyen- açıklaması karmaşık ve zordur. Çünkü aşk, kimine bir tutku, kimine göre seks, kimine göre nevrotik bir olay, kimine göre geçici bir heves, bir çoğuna göre ise yaratıcı ve yıkıcıdır. Sonuçta her bünyede farklı cereyan eder aşk!
Kısacası tozpembe dünyamızın başatlarından olan, vücudumuzun belki her zerresinde yoğun bir şekilde hissettiğimiz aşk, aslında birçok hormonun salgılanmasıyla gerçekleşen ve beyinde başlayıp biten bir oluşumdur. Kalbimizin değil beynimizin eseridir.
Aşkın Anatomisi, değişik biçimde dile getirilen aşka dinsel, ahlaki, ontolojik, fiziksel, biyolojik, psikolojik ve sosyal disiplinlerden bakan yazar, filozof, düşünür ve bilim insanlarının metinlerini bir araya getiren derleme bir kitap.
Aşk denilen şeyi bilmeyen ya da bildiğini sananlar için ya da ilgisini çekenler için okunabilir bir kitap.