Kürtaj çok ve şekli değil savunmasız bir canlının hayatına son verme operasyonudur. Hekimlik, emanet olarak verilmiş hayatı koruma, muhafaza etme sanatıdır. Tıp fakültelerinde, uzmanlık alanlarımızda hayata dair en ufak umut olduğu sürece canlıyı yaşamda tutmak için neler yapılması gerektiğini öğreniriz. Anne karnındaki bebek, kaç haftalık olursa olsun canlıdır. Tıp alanındaki tüm çalışmalar, gelişmeler yaşamı muhafaza etmek/ uzatmak noktasındır. Biz diplomalarımızı alırken, ‘Hipokrat Yemini' ile yaşama karşı saygılı olmaya söz veririz. Hal böyleyken savunmasız bir canlının yaşam hakkının yasalarla be lirlenmesine hekimliğin de karıştırılması ve hekimlerce kabul görmesi meslek onuru adına da düşündürücüdür.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aileden hoş sedalar yükselmesini istiyorsak önce kendi sesimizden memnun olmalı, cızırtılı frekanstan çıkmalıyız. Bu bağlamda ayar düğmeleriyle oynamaya özellikle yuva kurmadan (aile olmadan) önce başlanmalıdır. Zira kendi iç dinamiklerini çözmemiş insan, eksik tarafını tamamlayacak (tamamlanmamış enerji döngülerini tamamlayacak) eşler seçer. Kendisini sevmeyen, kendisine saygı duymayan, kendi hak ve ihtiyaçlarının savunuculuğunu yapamayan kadın evlenince tüm bunları eşinden bekler ve çoğu zaman çözülmemiş iç çatışmalarını çözmek, ifade edemediği öfkelerini boşaltmak, bastırılmış duygularını tatmin edebilmek için aile kurumunu, eşini kullanır. İşte bu sebeple bilinçaltının sorunlarını çözmek için seçilen sorunlu eş, daha sonra sorunun baş kaynağı' ilan edilmektedir. "Dediklerim dinlensin, değer bulsun” duygusunu çocukları üzerinde tatmin eden birçok kadın veya eşi üzerinde tatmin eden birçok erkek mevcuttur.
Evet, kadın ve erkek aile içinde eksik olan yanlarını tamamlamalılar, ancak bu bütünün içinde kendi paylarına düşen yarim da tam olabilmeleriyle mümkündür.
Bu nedenledir ki birçok kadın, kendisini iyi hissetmek adına alışveriş merkezlerinde, güzellik salonlarında, çocuklarının peşinde, kocasının-bedeninin-nefsinin-patronunun emrinde olup tüm suiistimallere boyun eğer.
Kendisinden, varoluş gayesinden uzaklaştıkça uzaklaşır, özgürlük adına çıktığı yoldaki tuzaklara takılır. Oysa aşk, muhabbet sevgi üzerine yaratılmış kalbin ihtiyacı, nefsin anlık tatminleri, sözde özgürlükleri ile karşılanamaz.
Güzellik salonları, giyilen kıyafetler, kullanılan arabalar, yapılan seyahatler kalbe sükûnet vermek bir yana kasvetini daha da artırır. Zira kalp ancak yaradılışındaki muhabbet çekirdeğinden özgürlük ağacı çıktığında hayat bulur.
Özgür bir zihinle içsel yolculuğunuzu başlatma cesareti ancak değişimi ve iyileşmeyi getirir. İnsanın kendi içine gitmesi, kendini sorgulaması ciddi şekilde zordur ve bu sebeple, bu zorluğu aşacak kararlılık ve öz disiplin gerekir. Gerçek şu ki, kadın için en önemli değişim bir başkası tarafından ona verilmesini beklemeden, özgürleşme sorumluluğunu ele almasıdır. Aksi durum ise Voltaire'nin dediği gibi “Kendisini başkasının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir...”