Ah.

Güzel olan hiçbir şey hülâsa edilemez F♡
Burada hayat denen rezalete, musibete, felakete tahammül etmek için gamsız olmak şarttı. Duygusuz olmalıydı insan. Aklı, vicdanı felç olmalıydı.
bütün yoksunluklarımla, kusurlarımla, bozukluklarımla, ben benim... Yaşamım da böyle olacaktı; zaten de, öyle oldu...
Dünya benden ben olmamı istemedi. Beni ben olarak tanımadı. Ben de sırtımı döndüm işte, bu dünyaya
Beni, hep, ya yanlış an- ladı, ya da hiç anlamadı. Beni hiçbirzaman sahi- den ben olarak göremedi ki — o zaman kimdi Annen’in ‘sevdiği’?... Bende ben olmayan birini — hatta birşeyleri— ‘sevdi’; sonra, bekledikleri- ni bulamadıkça, duygulan — o sevgi’si— nefrete dönüşmeğe başladığı zaman da, ne yazık ki, gene, ben değildim nefret ettiği kişi... Beni tanıyarak, bilerek, görerek; sahiden ben olan benden nefret etseydi, inan, sevinirdim buna.
Bu dünya pek fazla şey vermedi bana hoş, ben de ona pek birşey vermedim ya...