Bağlılıklarında yalnızlık duvarını yıkamayan kar-kocalar, filmlerdeki öykülere acı acı gözyaşı dökerler. Bir çok çift, perde de bu öyküleri izlerken sevgi duyarlar. Sevgileri birbirlerine karşı değildir, başkalarının sevgisine seyirci durumundadirlar. Bir düş olduğu sürece sevgiye katılırlar. Yeniden gerçeğe döndüklerinde ise yine buz kesilirler.
Günümüzde insanlar “eğlenerek” mutlu olurlar. Eğlenmek, yemenin getirdiği doygunluğu verir. Dünya, güzel şeyleri, güzel yerleriyle, yiyeceğiyle, içeceğiyle, sigarasıyla, insanlarıyla, konferansları, kitapları, filmeleriyle, herkesi doyuracak şişkin bir meme, kocaman bir şişe, kocaman bir elmadır. Biz emerek durmadan birşeyler bekler ve umarız. Almak, tüketmek, değiştirmek üzerine kurulmuştur kişiliğimiz. Ruhsal ya da nesnel, herşey değiş- tokuş edilecek bir cisimdir.