Ahmet Mithat Efendi kuşkusuz döneminin en iyi yazarlarından biri. Her türde yazmayı deneyip de bu kadar iyi eserler çıkarabilen çok az yazar olsa gerek. Bir yazarla tanışıp bütün eserlerini okuma isteği - durdurulamaz bir iştah - gelir ya insana, işte öyle bir yazar Ahmet Mithat.
ÇİNGENE eserinde de toplumsal, hatta ulusal çapta bir konu işlenmiş aslında. Çingenelerin toplumdaki yeri; toplumun onları insan olarak dahi kabul etmediği, murdar görüldüğü, edep ve ahlak yönünden yoksun oldukları vs gibi sorunları görüyoruz. Ahmet Mithat geleceğin insanlarının bu ırkçılıktan kurtulacağı yönünde bir fikir beyan etmiş olsa da ne yazık ki değişen hiçbir şey olmadığı ortada. Bir asırdan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen ne ırkçılık bitti, ne ırkçılık. Ayrıca bu konuyu Çingene meselesi olarak kısıtlamayın; Siyahiler, Yahudiler, Kürtler, Aleviler olarak genişletilebilir. Hatta, Türkün de yok mudur en edepsizi, ahlaksızı diye de soruyor bizlere yazar. Sizce?
Baş kahramanımız üzücü ki gönlünü güzeller güzeli bir Çingene kızına kaptırıyor. Asıl mesele şu; çingene ırkının edepsizliği doğuştan mı gelir yoksa sonradan eğitilebilir mi? Kahramanımız aslında pek de kendi yararına olmayacak bir deneye kalkışır ve çingene kızı Ziba'yı zarafet ve görgü kurallarını öğretecek bir öğretmene emanet eder. Bunun yanı sıra en iyi hocalardan müzik eğitimi de aldırır. Ziba nezaketi öğrenir mi yoksa tüm çabalar boşa mıdır?
Keyifli okumalar dilerim...