Gençlikte aşık olup unutamadığı Fermina'ya duyduğu saplantılı aşkı uğruna kocası ölür ölmez sevdiğinin peşinden tekrar koşmaya başlayan bir adam... Kimsenin kimseyi bekleyemeyeceği kadar çok beklediğini iddia ederken bu esnada yüzlerce kadınla birlikte olup sadece bedensel aşkını dindirdiğini söyleyerek ruhsal aşkı Fermina'ya duyduğu sevginin sonsuz olduğunu savunmaktadır Florentina Ariza. 53 yıl beklerken tek gecelik bile olmayan bir sürü kadınla birlikte olan bir adamın bekleyişine aşk denir mi ben bilemedim? Ayrıca bu sevgililer arasında dullar, evliler, dilim varmasa da okumaktan son derece rahatsız olduğum 14 yaşında olan ve velisi olarak tayin edilmişken kendine sevgili yaptığı bir genç kızın olması ne kadar ahlaki? Aşk varsa ahlaka gerek yok mu mesajını çıkarmalıyız burdan?
Anlatımı evet büyülü, döneminin durumunu güzel bir anlatımla sunmuş, aşk hikayesi de klişelerden uzak, farklı birkaç hayat hikayesi birleştirilmiş; ancak aşk tarafından bakınca kesinlikle benim bakış açıma uygun değil!
Saf, samimi, sevdiği de dahil kimseye dokunmaya bile kıyamayan kahramanların var olduğu bir sürü muhteşem roman varken neden bu kitap 1982 yılında Nobel Edebiyat ödülüne layık görülmüş biri beni aydınlatabilir mi?