Ama insanları dinlerken, bu kişi Lidya bile olsa, artık dikkat ediyordum. Çünkü herkes kendi kalıp yargılarını cebinde taşıyordu. O yargılar, hayat içinde onaylanarak yaşantılarına dönüşüyor ve daha sonra sözcük olup dilden dile aktarılıyor, insanların birbirini etkilemesine sebep oluyordu. Oysa herkezin deneyiminin,yargılarının ve inançlarının farklı oldugu bir dünyada, mutlak dogru aramakta bu yüzden çok zordu.
Böyle bir şehirde sır saklamanın imkânsız olduğunun farkında değil. Öğrenecek elbet, bir gün şehir dediği şeyin birbirini gözleyen sayısız gözden ibaret olduğunu o da anlayacak. Ama buna çoktan alışmış olacak ya da daha fenası başkalarını gözleyen sayısız gözden biri haline gelecek. Babamın oğlu o olmalıydı diye düşünüyor, ben, oğlum gibi bir oğul olsaydım babam mutlu ölürdü; oğlum babamın istediği gibi bir oğul olduğu için ben mutsuz öleceğim.