Okumak onun hastalıklı alışkanlıklarından biriydi,öyle ki, her şeyi,eline ne geçerse,hatta geçen yılki gazeteleri ve takvimleri bile aynı şekilde büyük bir hevesle okumaya girişiyordu.
“Bu tarif aynı zamanda modern teknolojik medeniyetin tam bir tarifi değil mi Şeyhim? O da ‘tek gözlü’, çünkü hayatın yalnızca tek yönüne, yani maddi gelişme yönüne bakıyor, maneviyatından ise habersiz. Harikulade mekanik buluşlarının yardımıyla insanoğlunun, tabii kabiliyetlerinin çok ötesindeki şeyleri düşünüp görmesine ve akıl almaz hızlarla muazzam mesafeleri katetmesine imkân sağlıyor.
Bilimsel birikimi sayesinde ‘yağmur durup bitkileri yeşertiyor’ veya ‘ölüme mahkûm gibi görünenleri ilacıyla hayata döndürüyor. Ölümle malûl insanı diriltiyor.’ Diğer taraftan da savaşlarla ve bilimsel icatlarla hayatı tahrip ediyor.
Maddi terakki bakımından o kadar güçlü ve göz alıcı ki, inancı zayıf olanlar onun haddizatında tanrısal nitelikler bulunduğuna inanmaya başlıyorlar. Lâkin yaratıcı ve olan imanlarını koruyanlar ise Deccal’i tapınmanın, Allah’ı inkâr etmek anlamına geldiğini açıkça görüyorlar.
O kadar ağır işler yükleyeceğiz ki onlara,düşünecek bir anlık bile zamanları olmayacak.Bu karıncalara hiçbir zaman başlarını bile kaşıyacak bir süre tanımayacağız.Hep iş,hep çalışma,hep açlık,hep yoksulluk,hep gelecek korkusu içinde olacaklar.Bu korkular onları kör,sağır,sersem,beyinlerini işlemez yapacak.
Ne zaman bir yılgınlık,bir umutsuzluk çökse karıncaların üstüne,hemen anında ona karşı bir umut sözü bir ışık gibi yayılıyordu karınca ülkelerine…ekmeksiz,susuz,havasız yaşayabilirlerdi de karıncalar,umutsuz yaşayamazlardı.