Okuldaki başarı düzeyine dayanan ayrımlara son verilmesi gerekir. Diplomayla yaşam seviyesi belirlenmez. Öğrenmek ve öğretmek için daha farklı yollar bulmak zorundayız. Ivan Illıch'e göre okulların yerine geniş iletişim ağlarının kurulmasıyla isteyen istediği her yerde bilgiyi öğrenecektir. Fırsat ağı tabirini kullanarak çalışma ağlarından bahseden network aracılığıyla bir çalışma ağının kurabileceğini bir şeyler öğrenmek isteyenlerin birbirlerine yardım etmelerini sağlayacaktır. Kitapta eğitim ancak devletten bağımsız hale getirilirse hümanist ve evrensel bir eğitim anlayışına ulaşılabilir düşüncesi hakim genel olarak. Hatta sadece eğitim de değil her alanda 'okulsuzlaştırma' olması gerektiği savunuluyor. Bence söz konusu bu sitemin kurulması çok zordur. Tüm kurunmların eğitim niteliğinin arttırılması sayesinde elde edilen sertifikaların arkasına sığınmaktan koruyacağı anlamına gelir. böylece konuşmak için cesarte alacaklar ve içinde bulunduğu toplumu koruyacaklar.
Ivan Illıch yıktığı sistemi alternatif bir sistem sunamamıştır. Okulsuz toplum sınıflar arasında eşitsizliği çözemiyecek hatta eşitsizliği daha da artıracaktır.
Kitabın dili çok ağır ve muhtemelen çeviriden kaynaklı olarak cümleler çok uzundu. Okumakta ve anlamakta zorlandığım kısımlar olsa da genel olarak “Okulsuz Toplum” adlı eser, 1971 yılında kaleme alınmış günümüz eğitim sisteminin kalıplaşmış yanlışlarını gözler önüne sermektedir.
SONUÇ
Belki 'okulsuzlaşmak' kısa süre de gerçekleşebilecek bir şey değil belki de tamamen bir hayal olarak kalacak. Ama herkes kendini okulsuzlaştırabilir. Öğrenmeyi, gelişimi zorunluluktan ve bir yere bağlı olmaktan çıkarabiliriz. Kişi öğrenmeyi öğrenmeli ve kendi öğrenmesinde sorumluluk almayı bilmelidir.. Özellikle bazı konulardaki tabularımız yüzünden ortaya atılan
Öğretmenlik yapmak başlığı altında öğretmenliği mecburiyet gibi gören sadece derste ders anlatan, öğrencilerin ruh halleriyle ilgilenmeyen, okul ve mesai saatleri arasında gidip gelen, tatilleri iple çeken, öğrencilerin hiçbir şekilde içselleştiremeyeceği öğretmenlik anlayışından bahsediyorlar.
Neydi Öğretmen olmak...? Neydi bir Can'a dokunmak...? kitabın kapağında da resmi olan; aslında öğretmen olmak demek öğrenciyi dört yol ağzında ne taraf belirleyen kişi olmak demektir. Onlara balık vermeyi değil balık tutmayı öğreten kişiler olmak.
Bir söz var bir çocuğun en büyük şansı küçükken iyi bir öğretmene rastlamak diye. Asıl mesele neden bütün öğretmenler öğretmen olmayı içselleştirmesin en iyi öğretmen olmasın.
Bir toplumun gelişebilmesi için sadece mesleği öğretmen olanlara ihtiyacı yoktur.
Öğrenmeyi ve öğrendiklerini paylaşabilmeyi ilke edinmiş ama mesleği öğretmen olmayan "Öğretmenlere" de çok ihtiyacımız var.
öğretmen olmak bunu kendi içinde içselleştirerek sadece okulda değil, her alanda bunu yaşamaktır.