İşte böyle başladı, bir şey böyle mi başlar, ben niye başladığını bilemedim, niye bana 'başlıyor ayağını denk al' diye seslenilmedi, belki kaçardım, belki de bu bir kaderse kaçmazdım hatta ondan hızlı davranıp koşardım da başkasından evvel yakalayım diye arkadan sarılırdım, insan bilmediğine sarılır bilmediğinden kaçar, sarıldığı bilmediği, bilmediği bilemeyeceği çıkar bu bildiklerini oluşturur, bunlar arttıkça bildiği de artmış olur, her tecrübe ne sandım da ne çıktı tecrübesidir, ne sandırdım da ne gösterdim değil, şunu bilmek lazım bizi bilmeyen yok bizi adam yerine koyan yok, her şeyin ortada sadece bunlara sen agah değilsin, ne taş sana dönüp bakıyor ne deniz ne gök ne mezar taşı ne şu çam ağacı, herkes seni biliyor, herkes, ama senin her şeyi bilmeye daha bir ömür vaktin var, hadi doya doya bileme ya da bilememeye doy, bu da makul, değil mi biraz makul , ol ağlayarak da olsa biraz makul ol.