Ayşegül

Ayşegül
@Aygl_1
"Her kitapta biraz kendimi, biraz da kaybolmayı severim."
Öğretmen
Sivas, 20 Nisan
8 okur puanı
Mart 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·210 syf.··
2025 15. kitabı
Bu kitap bana hayatın ne kadar acımasız olabileceğini ama insanın buna rağmen nasıl ayakta kalabildiğini hissettirdi. Fugui’nin yaşadıkları okurken insanın içini acıtıyor; fakat onun sessizce hayata tutunuşu daha da derinden etkiliyor. Büyük sözler yok, gösteriş yok… Sadece yaşamak var. Bitirdiğimde uzun süre sustum ve şunu düşündüm: İnsan bazen her şeyini kaybeder ama yine de yaşamaya devam eder.
1000Kitap
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hayaller ve Dostluk
Puan vermedi·112 syf.··
2025 13. kitabı
John Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar’ını okurken, iki yoldaşın umutla örülü hayallerine ortak oldum. Kitap, Büyük Buhran’ın zorlu koşullarında, sıradan ama bir o kadar da derin insanlık hallerini gözler önüne seriyor. Hayatın acımasızlığını ve insanın en temel ihtiyacı olan dostluğu, o kadar içten ve yalın bir dille anlatıyor ki, sayfalar arasında kaybolurken karakterlerin yanında yürüdüğünü hissediyorsun. Romanın bana en çok dokunan yanı, “belki”lerin içinde büyüyen o kırılgan umutlar oldu. Çünkü hayat bazen sadece hayal kurabildiğin kadar güzeldir; o hayaller sayesinde direnip yaşamaya devam edersin.
1000Kitap
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,5bin okunma
"Şahika ve Feraye" Üzerine Birkaç Kelam
8/10
·536 syf.··
2025 3. kitabı
Sinan Akyüz yine kalbimizin bam teline dokunmayı başarıyor. Şahika ve Feraye, iki kadının hayatına, acılarına ve mücadelelerine odaklanan güçlü bir roman. Gerçek olaylardan esinlenmesi, hikâyeyi daha da etkileyici kılıyor. Akyüz’ün sade ama derin dili sayesinde sayfalar su gibi akıyor. Şahika’nın dik duruşu çok etkiledi beni. Pes etmeyişi, kendini toparlaması... Feraye ye gelince onun kısmını okurken içim burkuldu. O kadar masum, o kadar içten bir karakter ki… başına gelenler karşısında insan hem üzülüyor hem de öfkeleniyor. Ama en çok da hayran kalıyor. Çünkü Feraye susuyor belki ama o suskunlukta kocaman bir direniş var. Ezilip bükülmüyor, dimdik duruyor. İçinden “keşke sarılıp iyi misin diyebilsem” dedirten türden biri. Gerçekten kalbe dokunan bir karakter. Ağlattı mı? Evet. Kızdırdı mı? Hem de nasıl. Ama iyi ki okudum dedirtti. “İnsanın en çok sustukları ağır gelirmiş kalbine...” – Şahika ve Feraye
1000Kitap
Şahika & FerayeSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20244,935 okunma
Aşkın Ateş Hâli: OD Üzerine Bir Okuma
9/10
·361 syf.··
2025 2. kitabı
Bazı kitaplar sadece okunmaz, adeta yaşanır... Kalbinde bir kor gibi yanar, zihninde bir duman gibi tüter. İşte İskender Pala’nın OD romanı da benim için tam olarak böyle bir deneyim oldu. Yunus’un dervişlik yolunda çektiği çile, nefsiyle mücadelesi ve Tapduk Emre’nin dergâhındaki teslimiyet süreci o kadar zarif ve derin anlatılmış ki; roman bitince insan, önce içsel bir sükûta varıyor. Çünkü mesele sadece Yunus’un hikâyesi değil, aynı zamanda bizim de içsel yolculuğumuz. Ve satırlardan birinde karşıma şu cümle çıkıyor: > “Aşk, ateşten bir gömlektir, giyen yanar... Ama o yanış, yok oluş değil; asıl var oluşun kendisidir.” İşte bu satır, romanın özüdür bence. Aşkı mecazdan hakikate taşıyan, insanı insana dönüştüren bir varlık hâli. Ve OD, bu yanışı öyle güzel anlatıyor ki; kalbinizde usul usul yanan bir mum gibi kalıyor sayfalar. Kitabı bitirdikten sonra Yunus’un sadece bir halk şairi değil, bir kalp ehli, bir “aşk eri” olduğunu bir kez daha hissettim. Ve onun sözleri, dervişliğin, teslimiyetin ve ilahi aşkın bugüne ulaşan en sade ama en güçlü yankısı... Eğer henüz okumadıysanız OD’u mutlaka okuyun. Hem kalbiniz hem zihniniz arınacak. Yunus’un ayak izinden yürürken, belki siz de kendi “od”unuzu, yani aşkınızı bulacaksınız.
1000Kitap
Odİskender Pala · Kapı Yayınları · 202248,8bin okunma
Bir Nar Tanesinin İçindeki Aşk ve Kaybolan Zaman
10/10
·536 syf.··
2025 1. kitabı
Aşkın en kırılgan haliyle tarihin en hüzünlü zamanları bir araya geliyor bu romanda. Trabzon’dan Halep’e uzanan bir yolculuk, geçmişin izinde bir kadın ve nar taneleri gibi dağılan bir aşk hikâyesi... Nazan Bekiroğlu’nun şairane diliyle örülmüş bu roman, sadece bir aşk değil; aynı zamanda kayıplar, kimlikler ve suskunluklar üzerine bir anlatı. Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır. Nar Ağacı onlardan biri. Her sayfasında bir parça kaybettim, bir parça buldum. Ve hâlâ düşünüyorum, bazen kaybolmak, aslında yeniden var olmak demek midir?
1000Kitap
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma