"Mevlana'ın eserlerini, anlamak, onlardaki mecaz ve nüktelerin derinliğine, zevkine varmak için onun tasavvuf ve vahdet -i vücut görüşünü kavramaya çalışmak gerekir. "
Düşüncesiyle yazar kitabın yaklaşık ilk 50 sayfasında; Mevlana'nın kısaca hayatından, görüşlerinden, onu etkileyen kişilerden, rubailerin özelliklerinden ve son olarak da rubailerin çevrilme sürecinde bahsetmiş.
Buna istinaden ben her ne kadar direk rubailere geçmek istesem de ilk 50 sayfayı anlamaya çalışarak çoğu zaman tekrar tekrar okuyarak [ çünkü bana biraz zor geldiğinden iyice bellemek istedim.] sonunda rubailere geçtim. Rubailerde en çok gözüme çarpan şey Mevlana'nın insanların Hakkı anlamak için önce kendisine yönelmesi gerektiği düşüncesi oldu.Bunun en bariz örneği olarak şu rubaiyi verebilirim:
Can var can içinde gönlüne in de ara!
Sen cevheri ruhunda bedeninde ara
Ey sırrı araştıran sofi, Çin'de ara!
Ancak o değil dışarda kendinde ara
Mevlana'yı az çok herkes bildiğinden ruabilerin az çok ne aktardığı tahmin edilebilir diye düşünürken girişteki yazar açıklamalarından sonra aslında Mevlana ile ilgili şeyleri ne kadar çok özümsemiş olursan rubaileri de o kadar anlamlandırabilirsiniz diye düşünüyorum.Çünkü anlamlandırma baya derinlik gerektiriyor bence...
Bunun için Mevlana ve görüşleri hakkında kısaca bir bilgi verirsem eğer;
1) Tasavvuf nedir?
Bizde tasavvuf batı dillerinde mistisizim; Allah'a dinin emir ve gereklerinin ötesinde bir bağlılık ve sevgi duymak, onu daha derinden anlamak suretiyle ebedi mutluluğa ermektir.
2) Vahdet- i vücut nedir?
Ben tam anlamadım ne olduğunu en basit olarak ele almış olduğunu düşündüğüm açıklamayı veriyorum.
Vahdetü’l-vücut için, Mesnevî-i Nuriyye’de “Tevhidde istiğraktır ve nazara sığmayan bir tevhid-i zevkîdir.” buyrularak bu meşrebin akıl ile