Gölgelerin ilizyonu insanlığı ait olduğu çağda hareketsiz bırakmıştır.
Eflatunun devletinde mağara alegorisi karanlıkta kalan insanı resmetmişti. Augustinus ise güneşe uzun süre bakmanın insanı nasıl kör ettiğini ele almıştı. İslam filozofları eflatunu benimserken hristiyan teologları augistinus'un üzerinde fazlaca durmuştur. Hem müslüman hem hristiyan teologları insanlığın karanlıkta kaldığı konusunda bu minvalde aynı yolun üzerine düşmüşler. Burada güneş teknolojik ilmi yani batının gözünü kör eden dünya renklerini sembolize ederken, eflatunun gölgeleri batıla düşmüş ve o bataklıktan çıkamayan doğuyu ve asyayı temsil ediyor. Romalılar denge ve zerafet manasına gelen " sophrosyne" kelimesini iç ve dış yönetim felsefesi olarak benimsemişlerdir. Göz burada hem bir iman hem de bir hükmetme organıdır. Kentlerini evlerini buna göre dizayn etmişler ve hayatlarında bu dengeyi esas tutmuşlardır. Bugün hayatlarımızdaki çürümüşlük bu dengenin yokluğu değil midir ? Gözlerimiz asıl görmesi gerekeni görmekten uzakta değil midir ?
Başlangıcından beri şiir başkaldıranların, baskıya, zorbalığa karşı koyanların sesidir. Haksızlığa uğrayanların bir haykırışıdır şiir. Önce şiir okuyucularının, şiiri önemli sayanların sayıca hep az oldukları, küçük bir azınlık teşkil ettikleri, oysa haksızlığa uğrayanların şiirle içli-dışlı olanlara kıyaslanamayacak kadar çok sayıda olduğu öne sürülerek baskıya karşı koyanların sesi olma vasfının şiire ancak temsili mahiyette yakıştılabileceği söylenebilir. Halbuki bu düşünceler yanlıştır. Bir kere haksızlığa uğrayanlar çok sayıda değil, az sayıdadır. İnsanların çoğu görünüşte kendi karşılarında yer alanlarla işbirliği halindedirler. Kaldı ki insanların çoğu, uğradıkları her ne ise ona " müstehak"tırlar.
İçinde yaşadığımız dünya vakur bir insan için şiiri kaçınılmaz bir uğraşı kılan, kılması gereken bir dünyadır. Çünkü şiir bu dünyada insanın kendini tanıyabilmesini mümkün kılan bir imkandır.
Şiir anlatılmaz bir şeyin anlatılmaya çabalanmasının sonunda, anlatılabilir bir şeyin yeniden anlamlı kılınması için gösterilen bir çabanın sonunda, yeterince anlaşılmayan bir şeyin etkili bir anlatıma kavuşturulması uğrunda harcanan çabaların sonunda ortaya çıkar.