Öncelikle Bahaeddin Özkişi gibi bir yazarı daha önce hiç duymadığım için çok üzgün olduğumu söylemek istiyorum. Nasıl kaçırmışım bu kaliteyi bilmiyorum. Yazarın ustalığı, özellikle Huzur Sokağı’nın hemen ardına okuduktan sonra, epey iyi geldi. Kalemi sağlam bir yazarmış. Tanıştığıma gerçekten çok sevindim. Şu yarışma bir geçsin, Özkişi’nin kitaplarına saracağım iyice.
Köse Kadı, çıkarımım doğruysa ya 2.Selim’in ya da 3. Murad’ın kardeşi. Ama istihbaratçı olduğu için kimse bu bilgiyi bilmiyor. Çıkarımları kendiniz yapıyorsunuz. Kitapta devlet-i ebed müddet için, serden geçen birçok kahramanın abartılı hikayeleri var. Abartı diyorum çünkü, gerçek olup olmadığından emin değilim. Ama tarih bilenlere sorduğumda abartı olmadığını, o zamanlarda istihbaratçıların hakikaten vatan için serden geçenler olduğunu söylediler. Bu şekildeyse, Osmanlı’nın bu kadar uzun yaşamasının en büyük etkenlerinden biri de budur.
Kitapta birçok karakter var ve genelde hepsinin hem Türkçe hem de Macarca isimleri var. Macaristan’a giden Ahmet’in adı Kahoni mesela :) Dikkatiniz en ufak dağıldığında bile ipin ucunu kaçırıp kim kimdi, hangi istihbaratçıydı, nereye çalışıyordu, karıştırabilirsiniz. Hatta, yazar bazı kahramanları sırf okuyucuyu zorlamak için bile son ana kadar kime çalıştığını söylemiyor:) Son anda anlayıp ‘ulaaan vay bee’ diyorsunuz:) Akışı çok iyiydi kitabın. Şekip Taşpınar’ın seslendirmesiyle dinledim ayrıca. Daha bir güzel oldu.
Kitapta sürekli Macarların da aslında Türk soylarından geldiğini ama sonradan bir şekilde bağların koptuğunu vurguluyor. Hatta onların da Türkler gibi güzel vasıflara sahip olduğunu belirtmiş yazar. Kitabın ana karakterlerinden biri olan Kont Gall Adam, zeki, ahlaklı, düzgün bir Macar olarak anlatılıyor. Zaten Kont da Türk kanı taşıyor, annesi Türk olduğu