Otobüsten garlara, garlardan türlü yaşanmışlıkları olan şehirlere ve insanlara, insanlardan varoluşa dokunan; bir yol hikayesi...
Orhan Pamuk'u okumak kimsenin bilmediği bir sırrı çözmeye çalışıyormuşum gibi hissettiriyor. Çok büyük laflar okuyup , çok büyük sonuçlar çıkarıyorum okuduğum her satırdan. Anlamak için bir cümleyi üç kere tekrar ettiğim de oluyor, üç dakika düşündüğüm de. Betimlemelerinin uzunluğu beni hiç sıkmıyor, tam tersi dehşet bir edebi doyuma ulaşıyorum.
Hayatını değiştirecek olan, seni hayata kalın urganla sıkı sıkıya bağlayacak olan aracıyı kim beklemiyor ki? Kimi zaman derin umutsuzluk içinde kimi zaman sonunun gelmediği sorgulamalarının arasında, seni asla sönmeyen o ışığa kavuşturacak olan kurtarıcı neden bir kitap olmasın?
Yeni Hayat adlı romanda da arayış içinde olan baş karakterimiz bir kitap okuyor ve tam anlamıyla hayatı değişiyor. Çoğumuzunki gibi tekdüze olan hayatı; okuduğu kitap sayesinde, bir romanda anlatmaya değecek kadar sıradışı bir hale bürünüyor.
Olaylara asıl anlamı dışında bir anlam yüklemek, olayların sebep sonuç ilişkisini yanlış bir şekilde bütün hayatına entegre etmek, bulduğunu sandığın şeye hayatın pahasına bağlanmak; bir insanın kendisine yaptığı en büyük kötülüktür. Sadece önünden geçmekte olduğun önemsiz, senin aldırmaman gereken değersiz bir imgedir ve sen bir şeylere tutunmaya olan ihtiyacın yüzünden yeni bir hayat keşfettiğini sanmışsındır. Ben de yanılıyor olabilirim belki de yeni hayat dediğimiz şey ulaşılmak istenilen sürekli bir mutluluk değil, seni başka birine dönüştüren sonu olmayan aldığın yolların bütünüdür.
Ayrıca şunu bir kez daha anladım ki insana hayatını temelinden değiştirme gücünü veren en klişe ve en etkili silah bir aşktır. Aşka her zaman yenik düşer insanoğlu..
Somut olarak bir şeylere