Aman yok! Sahip olduğunuz her şeyi istiyoruz. Elinizdeki her şeyi almadan muradımıza ermeyiz. İktidarın dizginlerine ve insanoğlunun kaderine biz hakim olmak istiyoruz. Bakın şu ellerimize. Ne kadar güçlüler. Hükümetlerinizi, saraylarınızı, sürdüğünüz sefaları sizden alacağız. İşte o günden itibaren tarladaki köylü gibi, şehirdeki aç kalmış kavruk çırak gibi ekmeğinizi kazanmak için siz de çalışacaksınız. Bakın şu ellerimize. Ne kadar da güçlüler!
Acılarla dolu bu dünya tiyatrosunda
Peş peşe geçen sahneler insana elem verir. Biraz sabret; yazarımız beşinci perdede, Bakarsın bu vahşi oyunun anlamını gösterir.
Tramvay işçileri emeklerini koyarlar. Sermayedarlar da sermaye. Emekle sermayenin birleşik çabalarıyla para kazanırlar. Bu parayı aralarında bölüşürler. Sermayenin payına kar denir. Emeğin payına ise ücret.
Her şey apaçık bomboş ve dümdüz sende. Göz alabildiğine uzanan düzlüklerinde kurulmuş alçacık kentlerin bir nokta ya da benek gibi; insanı büyüleyen, göz alan, el edip yanına çağıran hiçbir şey yok sende.
Yine de hangi gizemli, anlaşılmaz güç çekiyor beni sana? Bir ucundan öbür ucuna, bir denizinden öbürüne uzanan bu kederli şarkın neden sürekli çınlayıp duruyor kulaklarımda? Ne var bu şarkıda? Bu hıçkıran, haykıran, yürek paralayan şarkıda? Neden acıyla ruhumu sarıyor bu ezgiler? Benden ne istiyorsun ey Rusya? Aramızda hangi anlaşılmaz bağlar var? Neden bana böyle bakıyorsun? Ve neden sendeki her şey umut dolu bakışlarını bana yöneltmiş? Senin genişliğin karşısında dilim tutulmuş, hiçbir şey anlamadan, kımıltısız kalakalmışken yağmur yüklü tehditkâr bir bulut gelmiş başımın üzerinde dikilip duruyor. Senin bu uçsuz bucaksız genişlikleri neyin habercisi?
"Hayatını Wayne'le birleştirmek için bütün olanakları tepmişsin. Kötü bir alışveriş - bunu düşünmek istememen çok normal...sebebiyle doğrudan yüz yüze geldiğimizde acı ne kadar dayanılmaz olur, görüyorsun değil mi? Bence Wayne'i de bu yüzden terk etmemişsin - yoksa gerçekle tam anlamıyla yüzleşmek zorunda kalacaktın. O zaman bu kadar küçük bir şey karşılığında ne kadar büyük şeylerden, bütün istikbalinden vazgeçmiş olduğunu inkar etmenin hiç yolu kalmayacaktı"