AyşenErdal

AyşenErdal
@Aysen_Erdal
10/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2023 150. kitabı
Okuduğum ilk Cortazar kitabı oldu Seksek. Kalemine, bilgisine, kültürüne hayran olmamak elde değil. Okudukça hep aklımda tekrarladığım bir soru vardı: "Ey Cortazar! Senin okumadığın kitap kalmış mı acaba?" İnanın o kadar çok yazardan, o kadar çok kitaptan bahsediyor ki not aldığım yazar ve kitaplar, sayfalar dolusu oldu. İlkçağ Antik Yunan eserlerinden, kendi yaşadığı zamana kadar  olan o kadar çok esere atıfta bulunuyor ki bunların hepsini nasıl okurum bilemiyorum, Homeros'tan Camus'a, kendi dönemine kadarki bir çok yazarı anıyor. Kısacası Cortazar Seksek ile, derya-deniz bilgi birikimini ve o kendine has tarzını bizlere harika bir roman tadında aktarmış. Geleyim kitabın en ilginç tarafı olan okunma biçimine. Cortazar 3 seçenek sunmuş: 1. Kitabı 56.bölüme kadar okuyup bırakın, gerisini okumanıza gerek yok. (Kitap 155 bölüm) 2. Kitabı sonuna kadar düz bir şekilde okuyun. 3. Okumaya 73.bölümden başlayın ve her bölüm sonunda belirtilen bölüme zıplayın. (Sekin yani, kitabın isminin Seksek oluşu buradan geliyor) Ben 3.tarz okudum. Çok eğlenceli, eğitici-öğretici, düşündürücü, hayranlık uyandırıcı, olay akışlarına bağlı olarak bazen hüzünlendiren, bazen de sinirlendiren, eşsiz bir eser. Çok zor bir kitap, ama zoru sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum.
Edebiyat
SeksekJulio Cortazar · Can Yayınları · 2022585 okunma
Esra isimli okura yanıt verildi
AyşenErdal
Esra Rica ederim 📚
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2023 150. kitabı
Okuduğum ilk Cortazar kitabı oldu Seksek. Kalemine, bilgisine, kültürüne hayran olmamak elde değil. Okudukça hep aklımda tekrarladığım bir soru vardı: "Ey Cortazar! Senin okumadığın kitap kalmış mı acaba?" İnanın o kadar çok yazardan, o kadar çok kitaptan bahsediyor ki not aldığım yazar ve kitaplar, sayfalar dolusu oldu. İlkçağ Antik Yunan eserlerinden, kendi yaşadığı zamana kadar  olan o kadar çok esere atıfta bulunuyor ki bunların hepsini nasıl okurum bilemiyorum, Homeros'tan Camus'a, kendi dönemine kadarki bir çok yazarı anıyor. Kısacası Cortazar Seksek ile, derya-deniz bilgi birikimini ve o kendine has tarzını bizlere harika bir roman tadında aktarmış. Geleyim kitabın en ilginç tarafı olan okunma biçimine. Cortazar 3 seçenek sunmuş: 1. Kitabı 56.bölüme kadar okuyup bırakın, gerisini okumanıza gerek yok. (Kitap 155 bölüm) 2. Kitabı sonuna kadar düz bir şekilde okuyun. 3. Okumaya 73.bölümden başlayın ve her bölüm sonunda belirtilen bölüme zıplayın. (Sekin yani, kitabın isminin Seksek oluşu buradan geliyor) Ben 3.tarz okudum. Çok eğlenceli, eğitici-öğretici, düşündürücü, hayranlık uyandırıcı, olay akışlarına bağlı olarak bazen hüzünlendiren, bazen de sinirlendiren, eşsiz bir eser. Çok zor bir kitap, ama zoru sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum.
Edebiyat
SeksekJulio Cortazar · Can Yayınları · 2022585 okunma
Esra isimli okura yanıt verildi
AyşenErdal
En eğlenceli olan üçüncü tarzda okumaktı, kitabın adının hakkını vererek. ☺️ Şimdiden keyifli okumak diliyorum. 🍀
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2019 160. kitabı
Genelde yorum hazırlarken önce yazar hakkında kısa bir bilgilendirme, ardından kitabın içeriği hakkında -ipucu (spoiler yerine ipucu kelimesini kullanmak istedim) içermeyen- çok kısa bir bilgi, varsa kitapla ilişkili ön-okuma veya hazırlık kaynakları ve en sonunda da -tabii ki büyük bir kısmı kapsayacak şekilde- kitabın bende bıraktığı veya oluşturduğu duyguları aktarmaya çalışıyorum. Ama bu kitap için alışılagelmişin dışına çıkarak, doğrudan kitabın bende bıraktığı etki ile başlamak istiyorum; çünkü öyle bir kitap okudum ki, hayatım boyunca etkisinden çıkamayacağım. Muhteşem ötesi idi... Evet! Hatta “Bu bir kitapsa, bugüne kadar okuduklarım ne idi!?” dedirtecek kadar hem de... Geçen sene hemen hemen bu zamanlarda tam 9 gün uğraşarak yaptığım yarı-hassas/yarı-kabaca hesaplamaya göre, bu yaşıma kadar 3500 ile 3800 arasında kitap okumuşum. Bu meblağın tür olarak yoğunluğu sırasıyla; Felsefe, Klasik Türk ve Dünya Edebiyatı, Türk ve Dünya Edebiyatı, Edebiyat Üzerine Araştırma ve İncelemeler, Kanıtlara Dayalı Tarih Araştırmaları ve Mitoloji dahil olmak üzere Dinler Tarihi şeklinde listeleyebilirim. Şu an tüm bu saydıklarımı bir kenara yavaşça kaydırarak, edebiyat-felsefe evreninin tahtına bu kitabı, yani “Vergilius’un Ölümü”nü zerre tereddüt etmeden en üst makama koyuyorum. Ne Immanuel Kant’ın “Arı Usun Eleştirisi” kitabı, ne Hegel’in “Ruhun Fenomenolojisi” kitabı, ne de Sartre’nin “Varlık ve Hiçlik” kitabı beni bu kadar yoğun sorgulamalara itmişti. Saf felsefeden sıyrılıp roman tarzındaki eserlere gelecek olursam; ne Proust’un o büyüleyici, mest edici, edebi hazzı arşa taşıyarak edebiyat ziyafeti yaşatan “Kayıp Zamanın İzinde” serisi, ne de Joyce’un “beyin yakan” bilinç akışı tekniği ile okuru kanatlandıran “Ulysses”i beni bu derece edebiyata doyurmuştu. Sadece Dante’nin
Vergilius'un ÖlümüHermann Broch · İthaki Yayınları · 2012473 okunma
murat karaağaç isimli okura yanıt verildi
AyşenErdal
Çok teşekkür ederim, sağ olun ☺️🍀
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
“Elinde düşünmek ve anlamak için sadece çocukluk ve ergenlik anıları olan, hayatının son on yılını neredeyse kımıldayamaz bir şekilde yatağa bağımlı geçiren ve henüz yirmi sekiz yaşında bu dünyadan göçüp giden Romanyalı bir dehanın ACİLEN yazmak zorunda olduğu roman” diye bir giriş, daha doğrusu kıymetli çevirmen Sayın Suat Kemal Angı’nın notu ile başlayan bir kitap, ister istemez sizi anında içine çekmeye yetiyor. Kitabı okurken içeriğin dışında, kendimle çeliştiğim bir husus hep beynimde çınladı: “Son on yılını yatağa mahkum geçirip yirmi sekizinde ölmese kim bilir daha ne şaheserler yaratırdı!” diyen yarıma, diğer yarım dengeli ve ölçülü bir şekilde “Tüm o kötü yılları yaşamış ki acılı iç dünyasının dışa vurumu bu denli etkileyici olmuş” diye karşılık veriyordu. Tıpkı somut ve nesnel olan vücudunun, kendisine gösterdiği ihanete karşılık diğer tüm nesneleri de sıradanlaştırarak, bunların hayatını sarmalamasını reddetmesi miydi acaba bu içsel cümleleri yazdıran? Yoksa bizim bildiğimizi sandığımız gerçek hayat ile rüyanın ayrımını, kendisi “gerçek gerçek değil, rüya gerçek” fikri ile asıl “gerçeğin” ayırdına varabilmeyi başarması mı? Diyor ki; “Bir sonraki rüyamı görene kadar bu hayatı yaşayacağım. Mevcut anıların ve acıların ağırlığı üzerime çöküyor ve ben onlara direnmek istiyorum, onların asla uyanamayacağım uykularına dalmak istemiyorum.” Bu yüzden kendisini iki kişiliğe bölüyor; biri dış dünyayı keşfe saldığı kişilik, diğeri odasına hapsolmuş kişilik. Biri duyusal algının erotizmine kapılmış kişilik, diğeri ise gerçek dünyanın gerçekdışılığını duyumsayan anlatıcı kişilik. Aslında upuzun bir yorum yazasım var, ama beynimde Blecher’ın cümlesi dolanıyor: “Ruhun belli derinliklerinde sıradan sözcüklerin hükmü yoktur.” Bu kadar muhteşem bir kitabı, yanlışlıkla sarf
Edebiyat
Acil Gerçekdışılıkta MaceralarMax Blecher · Jaguar Kitap · 2018263 okunma
Hülya Açılan isimli okura yanıt verildi
AyşenErdal
Çıkar çıkmaz aldım ben de Bayan Caliban’ı. Ama sırayla gidiyorum ve sıradaki Cam Arılar. Ernst Jünger merak ettiğim bir yazardı, hatta Çelik Fırtınalarında kitabını da edindim. Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. ☺️