“İnsanoğlunun normal görevi,” derdi, “yılın dört mevsimini, yani, hayatın dört dönemini ani sıçramalar, çıkışlar yapmadan yaşamak, tek bir damlasını bile boşa harcamadan, dökmeden hayat kâsesini ömrün son gününe kadar taşımaktır. Yavaş ve eşit şiddetle yanan bir ateş, ne kadar şairane olursa olsun her şeyi yutan dev yangınlardan daha iyidir.”
Gerçekte, böyle bir kuşku ormanına düşen kimsenin yolunu bulabilmek için başvurabileceği en doğru şey, kuşkulandığı kişiyle açıkça konuşmaktır. Böylece, hem insan gerçeğin iç yüzünü eskisinden daha iyi öğrenmiş olur, hem de karşısındakinin kuşku uyandırabilecek davranışlarından bundan böyle sakınmasını sağlar. Ama, bayağı yaradılışta kimselere bu yol uygulanamaz, çünkü onlar kendilerinden bir kez kuşku duyuldu mu bir daha hiçbir zaman içtenlik göstermezler.