Tuba tan

10/10
·296 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 22:43
Zaman kavramı, hatırlanmak, unutulmak… Bunlar güçlü duygular. Yaş ilerledikçe insan şunu fark ediyor: Unutmak mümkün. Hatta bazen kaçınılmaz. Anılar silikleşiyor, yüzler buğulanıyor, sesler uzaklaşıyor. Ama yine de hatırlanmak istiyoruz.....Bunlar gençken daha soyut kavramlar gibi duruyor. Yaş ilerledikçe ise kişisel bir meseleye dönüşüyor. Çünkü biri bizi hatırlıyorsa, hâlâ biraz varız. Georgi Gospodinov bu romanda unutmayı bir eksiklik gibi değil, insan olmanın kaderi gibi anlatıyor. Geçmişe sığınmanın hem teselli hem de kaçış olabileceğini gösteriyor. Belki de mesele her şeyi hatırlamak değil; bizi biz yapan duyguyu kaybetmemek. Zaman Sığınağı tam da bunu yapıyor aslında: Unutmayı bir hastalık gibi değil, bir kader gibi ele alıyor. Ve hatırlanmayı da bir tür varoluş kanıtı hâline getiriyor. Sanki biri bizi hatırlıyorsa hâlâ biraz buradayız. Ama ironik olan şu: Çok güçlü duygular bile zamanla yumuşuyor. Acılar bile. Bu hem ürkütücü hem merhametli bir şey. İnsan zihni dayanabilmek için unutuyor biraz. Kitapta hissettiğim en güçlü şeylerden biri şuydu: Geçmişi saklamak mümkün ama içinde yaşamak mümkün değil.
1000Kitap
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,686 okunma
Tuba tan
Ya da hatırlamak,unutmak🥺
Reklam
Puan vermedi·461 syf.··
Beğendi
·
2022 67. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2022 15:41
“Cehennem bu dünyanın ta kendisi ve bizim görevimiz kendi cennetimizi yaratmak.” “Mart ayında bir hafta sonu, bir ikindi vakti, Dewi Ayu, ölümünden yirmi bir yıl sonra mezarından kalktı” cümlesiyle başlayan kitap ilk cümlesiyle beni kendine bağladı ve son sayfaya kadar bu 450 sayfalık kitabı tek bir sayfasında bile sıkılmadan #okudumbitti Endonezya’nın Halimunda adlı hayali bir şehrinde doğup büyüyen, anne ve babası tarafından büyükanne ve büyükbabasının kapısına bırakıp terk ettikleri Dewi Ayu’nun ve sonrasında dört kızının, çocuklarının, kocalarının, hikayeleri üzerinden, bu sömürge ülkesinin, katliamlarla, destanlarla, efsanelerle, savaşlarla, acılarla dolu geçmiş tarihine tanıklık ediyoruz. İlk kez Endonezya edebiyatına dair okuduğum bu metaforlarla ve destanlarla bezenmiş roman, Hollanda’nın 350 yıllık sömürgesi olan Endonezya’nın, 2. Dünya savaşında Japonya’nın İşgali, sonrasında Gerilla Harekatı ve Komünist Katliamı gibi acı bir tarihin anlatıldığı, renkli ve farklı bir çok karakter barındıran bir eser. “Alın size biraz romans: savaşın pençesinde kıvranan bir şehirde geçen bir aşk hikayesi.” S.291 deki alıntısından da anlaşılacağı üzere tüm bu acı olayların yaşandığı şehirde karakterlerimizin aşklarını biraz duygusal, biraz erotik bir dille okuyoruz. Bu konu itibarıyle ağır ama anlatımı hicivli, mizahi, tarafsız, büyülü gerçekçilik diliyle yazılmış, hem gerçekçi hem fantastik, Endonezya’nın Yüzyıllık Yalnızlığı denilen bu, #ekakurniawan ın #güzellikbiryaradır eserini canım Tuba tanTuba tan ve Ümrancığım (@evdeki.pazar ) ile birlikte çok severek okuduk . Tavsiyemdir “Aşkın üstesinden gelmek için bir gerilla taktiği var mı acaba?” “Zavallılar, bu dünyanın akla hayale gelebilecek en
Güzellik Bir YaradırEka Kurniawan · Domingo Yayınevi · 2017776 okunma
Tuba tan
Çok güzel bir masal okudm seninle…….

Tuba tan

, bir kitap okudu
10/10
·222 syf.·
Beğendi
·
2021 12. kitabı
Sabahattin Ali
8.3/10 · 210,4bin okunma
Tuba tan
Boğazım düğüm düğüm başladığım ve öyle de bitirdiğim sahane bir eser..