..o gün onlardan nefret edecek, onları görmeye tahammül edemeyecek kadar kafam karışmış ve çıldırmıştım. Kendimi odama kilitledim. Ölmek istiyordum. Üzerime genç insanlar için bazen tehlikeli olabilen o ani, melankoli çökmüştü, donmuş gibi koltuğumda oturuyor, ağlamıyordum ağlayamayacak kadar çaresizdim. İçimde bir şey buz tutmuştu, sonra tekrar kor gibi dağlıyordu.
Artık biliyorlar ki bundan sonra hiç kimseye güven duymamalılar, artık ufacık omuzlarına korkunç dünyanın bütün yükü binecek. Çocukluklarının neşeli rahatlığından çıkıp sanki uçuruma yuvarlanmış gibiler. Henüz etraflarında olup biten bu faciayı idrak edemiyorlar ama düşüncesi boğazlarına saplanıyor ve boğulacak gibi oluyorlar.
Heveslerini kaybettiler ve kahkahalarını, gözleri ise neşeli ve kaygısız pırıltıdan uzak. İçlerinde bir huzursuzluk, bir belirsizlik var, etraflarında bulunan bütün insanlara karşı bir güvensizlikleri var. Artık kendilerine söylenen hiçbir şeye inanmıyor, her sözün arkasında yalan ve kasıt arıyorlar.