Var olmak ne kadar da yoruyor. İstenmeyen bir hayata zorla bir adanmışlık zor bir yaşamın pençesinde hayata tutunma çabası..
Hayır bir de insanlık varolan ve var olacak her şahsı "toplumun ahlaki değerleri" adı altında bencilce belirlenmiş ilkelere mecburi kılmış. Bununla da yetinmeyen 'örnek toplum' Adem'in var oluşundan bu yana kapitalizmi yaratmış. Kapitalizm denince de akla ataerkil toplumun erkek tanrısı geliyo. Tanrıların peygamberleri veya her dinin yol göstericisi erkek olunca Tanrının da erkek olma ihtimali yüzde bir milyon diyebiliriz. Ve Tanrı kadını yarattı demişler ve den sonra gelmesi bile ikinci plana atılan kadının ne kadar da bir amaç değil bir araç olduğu da gün yüzüne çıkıyor diyebiliriz.
Şimdi bu düşünceye bakacak olan ilahlaştırılmış erkek bireyler bunun feministin saçmalıkları olarak adlandıracak. Belki de öyledir ama sadece erkekçe böyledir..
3 saat önce hastanede başladığım güne umutlu bakmak da fazla polyannacılık olurdu. Temizlikçisinden tut başhekimine kadar herkesin o ağır enerjilerinin boğuştuğu uzun hastane koridorlarında duvarların ağladığına şahit olabilirsiniz. Hep bir misafiri olan karanlık müşahede odaları derin iç çekişlerin haykırdığı bölümdü. Ordan oraya kaçan, herşeye müdahale eden beyaz önlükler içinde bir beden bir ruha dair varlık taşımıyor gibiydi. Robot Doktorlar robot Hemşirelerdi hepsi sanki.
Doğumuna 5 dakika kalan 17 yaşındaki çocuğun sancılarıyla birazdan bacağı ampute edilecek 31 yaşındaki Arifin varoluş sancıları yarışır haldeydi. Hayatın bir sillesini daha yemişti Arif. 17 yaşında doğurmaya maruz kalan Zehra da farklı sayılmazdı..
La
Sömürülen, ezilen kişi, eşitlik sağlamaya çabalarken aynı ilişkiye öykünür, ezenin sözlerini kullanarak onun pozisyonuna sahip çıkmaya uğraşır ve böylece biçimsel olarak ezenin yerine geçer.