Arifin ruhunun gezdiği loş koridorlar ağrı ve sızılarla sessizleşmiş, hastaların hüküm giydiği bir zindanı andırıyordu. Her mahkumun yerini başka bir mahkûm alıyor durmadan. Zaman bükülmüş de herkes içine hapsolmuş gibi..
Ortama iyice kulak kesilirseniz Arifin ağır ağır adımlarıyla Zehra'nın hastanenin her zerresine sinmiş hiç kesilmeyen inim inim iniltilerini duyumsarsınız. Bu ruhaniyet ve sessiz çığlıkların farkına vardığınız an gerçekliğin boyutunu sorgular ağrılarınızın hafiflediğine şahit olursunuz. Arif dolanıyor hâlâ bacağının ampute olmadan önceki günlere dönebilme arzusuyla yanıp tutuşuyor. Hâlâ bir şans bir şans olsaydı diye keşkelerle yaşıyor. Arif hastane koridorlarını salsaydı da kendi mezarına gidip ağlasaydı. Belki ben de kendi acımı, ağrımı önemser nazımı çekerdim..
La