Bir şey var ki…
İnsanı en çok acıtan aldatılmak değil.
İnsanı en çok acıtan; sadakatin artık
bu kadar ucuzlaması...
Çünkü sadakat dediğin şey sadece
“iyi niyet” değil.
Sadakat; birinin gözü kapalı sana yaslanabilmesi, düşerken senin yanında sağlam bir zemin bulmasıdır.
Birinin ev dediği yere, senin oyun alanı muamelesi yapmamandır.
Ama siz ne yaptınız?
İçinizdeki o ilkel dürtüyü sözde
“özgürlük, cinsel devrim, insan doğası” diye topluma yedirdiniz.
Bencilliği ve Narsisizmi
“kendini keşfetmek” diye pazarladınız.
Hevesi “hak ediyorum” cümlesinin
arkasına sakladınız.
Ve sonra… bir insanın hayatına,
en ucuz yalanlarla girdiniz.
5 dakikalık anlık zevk için
50 yıl sadece size sadık kalabilecek insanları artık tamamen kaybettiniz.
Bir ilişkiyi değil, bir ömrü sabote ettiniz.
Bir bedeni değil, bir güveni kirlettiniz.
Şimdi elinizde ne var biliyor musunuz?
Ekran ışığı kadar sıcak,
vicdan kadar soğuk bir yalnızlık.
Hazzın geçince kalan o sessiz tiksinti…
Ve aynaya bakınca kaçtığınız o yüz…