…Yalın ihtiyaçların dışında insanoğlunun en çok istediği şey ardında kendinden bir iz bırakmaktır ; gerçekten yaşamış olduğunun bir belirtisi belki de . Bu kanıtı insanoğlu ağaç gövdelerinin , taşların , başka insan yaşamlarının üstünde bırakır. Bu köklü istek herkeste vardır . Hela duvarlarına ayıp şeyler yazan oğlan çocuğundan tutun da kendi kişiliğini koca bir ırkın kafasının içine kazıyan Buda’ya kadar… Yaşamak öylesine yalancı ki ! Bana kalırsa var olduğumuza hiçbirimiz pek inanamıyoruz ; bu yüzden de her gittiğimiz yerde var olduğumuzu kanıtlamaya çalışıp duruyoruz…
Tüm ömrün şu andan ibaret . Şimdiden başka bir şey yok . Ne dün var ne de kesinlikle yarın . Bunu öğrenmek için kaç yaşına gelmen gerek? Yalnızca şimdi var ve eğer şimdi sadece bu iki günse , o vakit ömrün iki gün ve dolu dolu olacak . İşte hayatını iki günde böyle yaşarsın . Şikayet etmeyi ve asla sahip olmayacağın şeyleri dilemeyi bir yana bırakırsan iyi bir hayat sürersin. İyi bir hayat süreyle ölçülmez.
“Onları öldürmek hiçbir şey öğretmez ki “ dedi …
Köklerini kurutamazsın ,tohumlarından yenileri doğarlar ,üstelik daha da büyük bir nefretle . Hapis hiçbir işe yaramaz . Hapis yalnızca nefreti doğurur. Bunu tüm düşmanlarımız öğrenmeli …
Bir insan öldüğünde , yetenekleri , nüfuzu , dehası ne olursa olsun , sevilmeyerek ölürse hayatı kendi nezdinde bir fiyasko , ölümü ise soğuk bir dehşet olsa gerektir.