Aziz Erdoğan

Aziz Erdoğan
Evli 01.07 ~ Okumak iptilaysa biz müptelasıyız.
Öğretmen
lisans
Diyarbakır
Diyarakır, 5 Mayıs 1996
5 kütüphaneci puanı
581 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kitap Etkinliği**Lütfen Paylaşın**
Okumak istediğiniz kitabın adını yazın ve bu iletiyi paylaşın. Her ayın 19'unda gerçekleştireceğim olan çekilişe katılın..
Aziz Erdoğan
Anna Karenina 🙏🙏🙏
Lipogram Kullanarak Yazmaya Var mısınız?
Lipogram tekniğinin tarihi çok eskilere dayanıyor. Eski Yunan'da M.Ö. 538 tarihinde Lasus adlı şairin "S" harfini kullanmadan yazdığı şiiri bunun ilk örneğidir. Lipogram, bir harfi eksilterek yazma deneyimidir. Genellikle sesli harfler için yapılır. Buradaki temel amaç sınır koyarak yaratıcılığı artırmak, aklı zorlamaktır. Tarihin farklı dönemlerinde lipogram kullanılarak yazılan metinler olsa da en yetkin örnekleri 20. yüzyılda görülmüştür. Matematikle edebiyatı birleştiren edebiyat grubu Oulipo yazarlarından Georges Perec 'in ilk olarak 1969 yılında yayımlanan romanı Kayboluş 'u Fransızcada en çok kullanılan sesli harf "E" olmadan yazmıştır. Bu tekniğin ülkemizde de takipçileri vardır. Ersin Tezcan 'ın E'siz Potkal ve İsmail Pelit 'in Yoksul Metin adlı eserleri bu tekniğin iki örneğidir. Sözü daha fazla uzatmadan ikinci öykü dosyamın ilk kısmının son öyküsü olan "Alayına Öykü" nün bir bölümünde 8 sesli harfe toplamda 8 paragraflık, lipogram kullanımlı birbirinden bağımsız kurgulara sahip küçürek öyküler yazdım. Sizlerden ricam lipogram kullanarak bu iletinin altına en az birer paragraflık küçürek öyküler yazmanızdır. Her öykünün bir başlığı bulunmasını ve başlık yanında parantez içinde hangi sesli harf kullanılmadıysa onun yazılmasını rica ediyorum. İlk taşı "E" harfsiz lipogram örneğiyle ben atıyorum, gerisi sizden. Bu ileti altına öykü yazmayacak arkadaşlarımdan da en azından paylaşarak bu farklı yazı etkinliğine destek olmalarını rica ediyorum. Zıkkım (E) Kafasından dumanlar çıkan politikacı, miting alanında avazı çıktığı kadar bağırarak konuşuyordu. Ağzından saçılan lafları, ortamda bulunanların can damarına basıyordu. İnsanların kızgınlığı had safhaya ulaşmıştı. Adam kanla soluk alıyor, kana susuyordu. Takipçisi olanlardan da kan istiyordu. Bir yandan da hazırlık tamamlanmış,
Edebiyat
Aziz Erdoğan
Merhaba M. Altar Kaplan Aloda kitabını yazarken Aloda ismi hariç kitabın hiçbir yerinde "O" harfi kullanmamıştir. Bu lipograma girer mi ? Bir de kitap 29 harfi temsil etmek amacıyla 29 bölümden oluşmuştur. Fakat "O" harfi alfabenin 18. harfi olduğu için Sayfa 18 boş bırakılmış. 17. Bölümden sonra 19. bölüme geçilmiştir. 18. Bölüm yoktur kitapta ☺️
Kayıp
"Bugün Cuma, pazardan mantı alayım da akşam bir güzel yeriz." Oturduğu sandalyesinden bunu söyledi Fikret Amca. Kimseler duymadı onu. Kendine söyledi. Kendine söylerse unutmayacağını düşündü, kalkınca unutacağını bile bilmiyordu. Tam o anda gök gürlemeye başladı. Ardından havadaki tozu çamura çeviren bir yağmur. Ama o, yağmura aldırış etmeden denizi seyretmeye devam etti. Yağmur damlalarının denizde oluşturduğu halkaları seyretti. O halkalar büyüdü, büyüdü. Fikret amcayı yuttu. Ama o hâlâ halkanın içinden kendine bakıyordu. Suda aksini görür gibi oldu ama tanımadı kendini. "Bu kim?" dedi. Eli yüzüne gitti. Burnuna dokundu, gözlerine, alnındaki kırışıklığa uzandı. Sonra sol kaşındaki yaraya. Unutmamıştı yarayı. Lisedeyken olmuştu. Birkaç kişi Gülnur'a sataşmıştı. Hemen bitivermişti oracıkta. İyi dayak yemişti ama Gülnur'u korumuştu. Gördüğü ilk andan beri sevmişti onu. Bir ömrü onunla geçireceğini o an anlamıştı. Elini çekti kaşından. Gözleri doldu. Cebinden çıkardığı mendille yaşlarını sildi. Sildikten sonra şöyle bir baktı mendile. Siyah bir "G" işlenmişti. Kokladı. Gülnur kokuyordu mendil, gül kokuyordu. Özenle katlayıp sol cebine koydu. Gülnur ait olduğu yerdeydi. Kalkmaya çalıştı ama uyuşmuş bacakları onu yine sandalyeye oturttu. Yağmurdan ıslanıp alnına düşen saçlarını geriye doğru taradı. Babasından kalan en kıymetli parçaydı o. Birçok dişi kırılmıştı. Eskimişti. Rengi solmuştu. Ama değerliydi. Saçlarını her taradığında tenine değen, babasının elleri gibiydi. Saçlarını okşayan babasının elleri. Her hareketinde bir anı vardı. Sanki o topraktı, anılarsa deprem. Her hareketinde anılar yerinden oynardı. Kalktı sonra. Önünü daha iyi görebilmek için gözlüğündeki yağmur damlalarını sildi. Evinin yolunu tuttu. Eski fotoğrafçıydı Fikret Amca. Kaderi ona gülmemişti
Edebiyat
Erhan Özdemir isimli okura yanıt verildi
Aziz Erdoğan
Çok teşekkür ederim ☺️
Hesap Defteri (Şubat 2021 Hikaye Etkinliği)
(#104029280 Etkinliği kapsamında ) Hesap Defteri ---------------- 18 Şubat 2029, Kayıt No: 1275. Bugün, diğer günlerin aksine sadece üç saat uyudu. Uykusuz görünmedi. Yatağında düzelmesine yardım ettikten sonra bardağındaki mineralce zenginleştirilmiş suyunu içirdim. Dudakları dışarıya dönüktü, ağzını kapattığında öpecek gibi görünmesini yine sempatik buldum. Yüzüme boş bakışlarla odaklandı. Bir günlük rutin olarak, kendimi tanıttım. Benden korkması da artık bir adet olmuştu. Uyardım, sizin yardımcınız, kulunuzum; hayır efendim, hayır, kesinlikle düşmanınız değilim. Bakışlarınızı sizi yüzüstü bırakanlara saklayın, diye fısıldadım. Eğer yakında bizzat yaratan ile görüşürseniz, mutlaka ona sunun, değerlendirsin ve gerekli iç yazışmalarını göndersin. Elime, daha tutulası bir iç yazışma kağıdını aldım. Sehpanın üzerinde tozuyla birlikte hala durduğu için, onun okumaya gücü yetmediğini anladım. Sizin için okuyayım efendim, dedim. Her sabah ona gönderilen haber raporlarından biriydi. Onu korkutmamak için önce gözden geçirdim. Milli iradeyi tehlikeye atan maddelerin üzerini çizdim, onlarla ilgilenmek zaten benim görevimdi artık. İncelemeyi bitirdiğimde kağıdı katladım ve ona uzattım. Elini bana doğru uzattı, sabah aşısı için kolunu sıyırmıştı. Kağıdı verdikten sonra hızlıca masaya yönelip onun çılgın ilacını şırıngaya çektim. Ben iğneyi koluna boğarcasına bastırırken o, gözünü kağıttan okuduğu son maddeye sabitlemişti. Madde, onun ebedi liderliğini yazan birkaç soğuk kelimeydi. Bana döndü ve belirsiz sesler çıkardı. Anlamadım, efendim. Biraz daha düzgün konuşmak için kendini yordu, kendisinin ebedi lider olup olmadığını sordu. Elbette sizsiniz, efendim. Bütün kanım, malım ve şerefim üzerine yemin ederim ki, sizsiniz... 19 Şubat 2029, Kayıt No:
Edebiyat
Aziz Erdoğan
Bu eleştiri yazarımızı yermek için değil bilakis onu geliştirmeye varsa eksik yönlerini belirtmeye yöneliktir. Ki eksiklik yoktur. Biz bir yazar ve okut olarak fikrimizi beyan ederiz ☺️ "Sözleri çağlamakta olan bir şelaleye benziyordu" demişsiniz. Çok güzel bir benzetme. Evet beğendiğimiz bir benzetmeyi on defa da kullanabiliriz ama bu tekrara düşmemize ve öykümüzün gücünün kırılmasına sebep olur. Uykunun zamana uyarlanması güzel (giderek azalması, psikolojik tahlil vs.) Kurgu güzel, final daha güzel. Kaleminiz daim olsun. Nice öyküleşmelerde buluşmak dileğiyle. ☺️