"Yine o taşkın saçmalıklarına başlıyorsun Carmilla," dedim telaşla.
"Yok, hayır. Küçük sersemin, budalanın tekiyim. Kaprislerim, hayallerim bitmez. Senin hatırın için bilge gibi konuşayım. Hiç baloya gittin mi?"
"Hayır. Lafı nereden nereye getirdin. Nasıldır balolar? Ne kadar hoştur kim bilir."
"Neredeyse unuttum. Yıllar geçti."
Güldüm.
"O kadar yaşlı değilsin. İlk balonu şimdiden unutmuş olamazsın."
"Biraz daha çaba gösterince her şeyiyle hatırlıyorum. Her şeyi görüyorum. Tıpkı dalgıçların tepelerinde neler olup bittiğini bir gereç vasıtasıyla gördükleri gibi; kesif, dalgalı fakat şeffaf. Sonra resmi karıştıran, renklerini solduran o gece geliyor. Az kalsın buramdan yaralanıp suikasta kurban gidiyordum." Göğsüne dokundu. "Bir daha eskisi gibi olamadım."
"Ölümden mi döndün?"