Narcisse resme yaklaştı. Kırmızımsı tonlarını,çizgilerin şiddetini, yüzün alaycı, şeytani uyumsuzluğunu goörebiliyordu ama şimdi tuvalinin özgünlüğünü de fark ediyordu.Hayranlıkla seyretmekten ziyade dokunma hissi uyandıran bir resim.Renkler lav akıntıları gibi kabarıyor ve engebeli,öfkeli,ateşli izler oluşturuyordu.Işığın arkadan vurduğu palyaço dünyaya hükmeder gibiydi.
Ama aynı zamanda da, gülünç makyajı, sıkıntılı ve sefil yüz ifadesi ondaki tüm üstünlüğü alıp götürüyordu.Tablo hem bir tiranı ve bir esiri,hem de bir efendiyi ve bir köleyi resmediyordu.Belki de bu göz aldatmacası, kaderinin sembolüydü.
"Ve kalbinin sesi," diyerek devam etti,daha ciddiydi ama gülümsüyordu."Benim dünyamdaki en önemli ses.Öylesine alıştım ki,yemin edebilirim kilometrelerce öteden bile duyabiliyorum."