Son kağıt da denize kavuşunca pencereyi kapatıyor.
İşte kitaplarını suya attı.
Efendi'nin dediğini yaptı.
Şimdi her neyse kendini gelip bulacak olan veya her neyse kendinin gidip bulacağı olan. Onu gidip bulmalı. "Bilmek"le "bulmak"ın aynı kökten geldiğini söyleyenler var. O çok şey "biliyordu" ve çok şey "bulmuştu".
Ama...
İşte gidiyor.
Çalışma odasının kapısını kilitledi gidiyor. Kitaplarından ayrıldı gidiyor. Ölmeden öldü sanki. Zehir içti.
Tekkeye vardığında Efendi'nin "sırrolduğunu" söylediler. Geç mi kalmıştı. Hayır. İçinde aynı anda hem ferahlık, hem sıkıntı duymuştu. Ferahtı, çünkü bir adım atmıştı. Sıkıntılıydı, çünkü yeni bir bekleyişin kapılarını açmıştı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben çoktan kapadım o defteri...
Lakin defter kapanmıyor... Mazi hiçbir vakit bizi büsbütün terk etmiyor. En umulmadık yerde birden karşımıza çıkıveriyor.
"O zaman iç şu çayı ve kapat konuyu. Erkek ol. Benim gibi korkak olma. Kader; sevdiğin kişi için, olmazlardan bir dünya inşa etmektir. Sen aşkı el ele tutuşmak, romantik sözler söylemek mi zannediyorsun? Kuytu köşelerde fısıldanmalardan, göz göze bakışmalardan ibaret mi sanıyorsun? Ne bu halin senin ha? Sevdin mi deli gibi seveceksin. Sonuna kadar, köküne kadar seveceksin.
Tutkusu olmayan hiçbir sevgi kutsala ulaşamaz.
'Sana ne oldu? Başına bir şey mi geldi? Gözün neden seğiriyor? Neden gülüşünün kıvrımlarında hüzün var? Neden kirpiğinin bir tanesi eksilmiş?' diyecek kadar seveceksin.
Odama dönerken ağzımı bıçak açmıyordu. Zihnim yine farklı düşüncelerin girdabına takılıp kalmıştı. Salatalık rendesinin sesiyle komşusunun psikolojisini bozan ve şu anda hayatta olmayan adamla, her sabah usturasının sesiyle komşusunu imrendiren ve hayatta kalmayı başarmış kişinin arasındaki farkı bulmaya çalıştım yüreğimin derinliklerinde.