Soyluların fahişesi, gümüş elbiseli aşüfte
Eteklerini topluyor birileri ama ruhu çamurda sürünmekte.
Cyril Tourneur'ün The Revenger's Tragedy adı oyunundan.
Psikiyatri ihtisasım sırasında resmi tanı kategorileri meselesinin çok sıkıntılı olduğunu düşünürdüm. Vaka konferanslarında, uzmanların çoğu, sunulan hastanın tanısı konusunda görüş ayrılığına düşerlerdi. Nihayetinde ben de bu görüş ayrılıklarının uzmanların hatalarından değil, bizzat tanı kavramının doğasındaki sorunlardan kaynaklandığına kanaat getirdim.
Son kırk yıldır rahatsızlığı daha hafif olan hastalarla sürdürdüğüm psikoterapi uygulamalarımda ise tanı sürecinin çoğunlukla gereksiz olduğunu gördüm. Bu doğrultuda, biz psikoterapistlerin sigorta şirketlerinin kesin tanı talebini karşılamak için kıvranmamızın hem terapistlere hem de hastalara zarar verdiğini düşünüyorum. Tanı kategorileri nihayetinde uydurulmuş, keyfi kavramlardır: Komitelerdeki oylamalar sonucunda belirlenirler ve on yılda bir ciddi revizyondan geçirilirler.
... bu mesele, ofislerimizde karşımıza gelen o çok boyutlu, bütün bireyi gizleyerek, hata yadsıyarak çalışmalarımıza sekte vuruyor bile olabilir.
... keşke bu kadar çok ağırlığımız olmasaydı. Keşke sırtıma ufak bir çanta alıp gidebilseydim. Çok fazla eşyam var. Bazen dev bir kazı makinesinin bizim çatıdan daldığını, neyimiz var neyimiz yoksa, kocaman televizyonları, DVD oynatıcılarını, koltukları, bulaşık makinelerini, hepsini kepçesine doldurup götürdüğünü hayal ediyorum. O kepçedeki dişlerin arasından sarkan portatif bahçe sandalyelerine kadar gö- zümün önüne geliyor."
... Konuşamıyordum. Baş edemiyordum. Elimden gelen tek şey ağlamaktı.
... - başka birilerini düşünmeye başlamamı sağladı. Bu sayede ... hâlâ yapabileceğim şeyler olduğunu fark ettim.