Seyma karasu

Seyma karasu

, bir kitap okudu
10/10
·208 syf.·
21 günde okudu
·
2023 12. kitabı
Soner Duman
9.3/10 · 318 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Insanlar altın ve gümüş madenleri gibi madenlerdir. Cahiliye devrinde hayırlılarınız fıkhettikleri takdirde (İslâm'a girip onda derinleştiklerinde) İslâm devrinde de hayırlılarınızdır." (Hadis-i Şerif) "İnsanlar altın ve gümüş madenleri gibi madenlerdir." Yani insanlar madenlerin taşıdığı vasıflar gibi vasıflar kesbeder. "Cahiliyede hayırlılarınız İslâm'da da hayırlılarınızdır." Buradan şunu çıkarsamak işten değil: Bir insan cahiliye devrinde altınsa İslâm devrinde de altındır. Cahiliye devrinde bakır olan İslâm devrinde de bakır kalır, yani bakır Müslüman dememiz gerekir ona. Bu tasviri anlamak çok zor değil aslında. ... Bizim Müslümanlığımız asırları aşıp, çağları geride bırakıp bize kadar ulaştıysa bunun temelinde Asr-ı Saadetteki müşriklerin şecaati yatar. Bu hükmün de size çok şaşırtıcı görüneceğini biliyorum. Açıklayayım: İslamiyet'in neşet ettiği sırada müşrikler kalitesiz ve ucuz adamlar olsalardı putlarının ulûhiyetine yapılan bu tecavüzü, yani “Lâ ilâhe illallah Muhammedun Rasulullah" sözünü kaale bile almazlardı. Halbuki insanlar putları aleyhine söylenen bir söz üzerine kılıçlarına davranıyor. Demek ki bu adamlar sahip oldukları değerler karşısındaki duyarlıkları itibariyle çok kaliteli adamlar. Değerlerine önem vererek yaşayan insanlar. Bu insanlar Müslüman oldukları zaman aynı derecede İslâmiyet'e önem verdiler. İyi (altın) müşrik, iyi (altın) Müslüman oldu sonuçta. Ve onlar şirk içinde iken dinlerine gösterdikleri özeni İslâm'a gösterdiler. Bu bağlamda Hz. Ömer, hepinizin bildiği gibi, çok çarpıcı bir örnektir. Hz. Ömer'in Müslüman oluşuyla sonuçlanan olay, onun Rasûlullah'ı öldürmek niyetiyle yola çıkışıyla başlar. Ve, Ömer, Ömerü'l-Faruk diyoruz ona, bir kabile reisi olması hasebiyle Müslüman olduğu zaman içinde bulunduğu kabileyi parçalamıştır.
Sayfa 38 - Tam istiklal yayıncılık·Kitabı okudu
Allah ile birlikteysen O'na el açarsın. Gönlünü rahatlatır, seni sevindirir. O'nun adını anarsın, için ürperir, seni rahatlatır. Onun kelamını okursun, ruhun sükûnete kavuşur, seni şenlendirir. O'na secde edersin, gönlün yumuşar, ferahlarsın. Günah yükü ağır geldiğinde tövbe edersin, ruhun kuş gibi hafifler. Oruç tutarsın, karnın aç, dilin susuzdur ama içinde tarifsiz bir huzur duyarsın. Zekât verirsin, malın eksilir ama derûnunda tarifsiz bir huzur duyarsın.
Sayfa 188·Kitabı okudu
Hayal kurmaktan söz ettiğimizde sıklıkla rastladığım yanlış bir düşünceye temas etmek isterim. Bu düşünceyi şu cümle ile ifade etmek mümkündür: "Allah, vermeyeceği şeyin hayalini kurdurmaz, duasını ettirmez." Bu görüşün nakil yönünden de akıl açısından da problemli olduğunu düşünüyorum. Bu görüş, şu açılardan nakle uygun değildir. 1. Kendi hayal ve temennilerimizi sanki onlar bize Allah tarafından ilham ediliyormuş gibi düşünmek doğru değildir. Bunlar, pekâlâ bizim kendi kuruntularımız veya şeytanın vesvesesi de olabilir. Nitekim Kur'an bize Iblis'in şöyle söylediğini belirtir: "Onlar mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara/hayallere/temennilere bogacağım." (Nisă, 119) Demek ki hayallerimizin arka planında şeytanın vesveseleri de olabilirmiş! 2. Allah Resûlü (sav) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: "Akıllı kimse kendisini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışandır. Aciz kimse ise nefsinin arzularına uyan, sonra da Allah'tan birtakım temennilerde bulunandır."ie Demek ki Allah'tan temenni edilen birtakım şeyler, bizim nefsimizin arzularından kaynaklanan boş şeyler olabilirmiş 3. Allah Resûlü (sav) pek çok hadisinde Allah'tan neleri istememizin doğru olduğunu, neleri istemenin yanlış olduğu- nu açık bir biçimde beyan etmiştir. Demek ki insan, Allah'tan yanlış şeyler de isteyebiliyormuş. 4. Her temenni edilen, her hayali kurulan şeyin gerçekleş meyebileceğini bizzat peygamberler üzerinde de görebiliriz. Hz. Nuh, oğlunun iman etmesini ve kurtulmasını hayal ve temenni etmiş ve bu konuda Rabbine dua etmişti, ancak duası kabul edilmedi. Hz. Ibrahim babasının iman etmesini çok istedi ve bağışlan ması için dua etti. Ancak babasının imansız bir şekilde öldüğü açıkça belli olunca onun için af dilemekten vazgeçti. Hz. Peygamber (sav) amcası Ebu Talib'in ve
Sayfa 178·Kitabı okudu
İnandığı gibi yaşamayanlar, yaşadığı gibi inanmaya mahkum olurlar. Bu sebeple Kur'an'da nerede imandan bahsediliyorsa mutlaka "imana uygun davranış (sâlih amel)" konusu da hemen peşinden zikredilir.
Sayfa 175·Kitabı okudu