Seyma karasu

"Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) âhiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma." (Kasas, 77) Asıl hedef, asıl yatırım âhirete olmalı. Dünyadan da elbette bir payımız olmalı, nasibimizi unutmamalıyız ama pergelimizin sabit ayağını dünyaya değil, âhirete yaslamalıyız.
Sayfa 163·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ey kulum! Sen aklına estiği, canının çektiği, nefsine uyduğu şekilde değil de benim koyduğum kurallara göre, razı olduğum hayat tarzını benimsersen ben seni asla çaresiz, yardımsız bırak- mam. Seni kendi haline terk etmem. Sen "Bittim," dediğinde ben "Yettim," derim. "Allah kuluna yetmez mi?" (Zümer, 36) Elbette ki yalnızca "İman ettim," demen yeterli olmayacak. Daha önceki nesilleri imtihan ettiğim gibi, seni de imtihan edeceğim. Böylece kimin doğru söyleyip kimin yalancı olduğunu ortaya çıkarıp bizzat kendilerine göstereceğim. (Ankebut, 2-3) Zaman olacak korkuyla, açlıkla, malından, yakınlarından, ürünlerinden eksilterek seni sınayacağım. (Bakara, 155) Zaman olacak şerle, zaman olacak hayırla sınayacağım. (Enbiya, 35) Bütün bu durumlarda sen Benim rızamı esas alırsan mutlaka senin önünde kapılar açacağım. Dua ettiğinde icabet edeceğim. (Mü'min, 60) Ne kadar günah işlemiş olursan ol, Benden asla ümidini kesme. Çünkü Ben bütün günahları bağışlayabilirim. (Zümer, 53) Rızkından endişe etme, tembellik etmeyip gayret göster. Çünkü çalışan, çalıştığının karşılığını alacak. (Necm, 39) Sen rızkını elde etmek için çalışır ve takvalı olma konusunda gayret gösterirsen Ben, hiç ummadığın yerden seni rızıklandırırım. Sen, Bana dayanıp tevekkül edersen Ben sana yeterim. (Talak, 3)
Sayfa 95 - Timaş·Kitabı okudu
O'NDAN KORKMAK Rabbimiz Kur'an'ın bazı âyetlerinde kendisinden korkmamızı emretmekte, Allah'tan korkan kulların üstün vasıflarin- dan, dünya ve âhirette karşılaşacakları hayırlı sonuçlardan söz etmektedir. Bu ayetlerden birinde Rabbimiz şöyle buyurur: İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan korkmayın, Benden korkun. (Âl-i İmran, 175) Bir başka âyette ise Rabbimizin huzurunda durmaktan korkmaktan söz edilerek bu korkuya sahip olan kimselerin cennetlik olduğu şöyle belirtilir: "Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştırmış kimse için, şüphesiz cennet (onun) yegâne barınağıdır. (Naziat, 40) Burada aklımıza şöyle bir soru gelebilir: Insanlar, başlarına kötülük getirecek olan varlıklardan korkarlar. Söz gelimi evlerine hirsiz girmesinden, zorba ve zalim kimselerin haksızlığına uğramaktan, bir hayvan saldırısından, doğal afetlerden korkarlar. Oysa Rabbimiz sonsuz merhamet sahibidir, kullarına acır. Sonsuz adalet sahibidir, zerre miktarı haksızlık yapmaz. Öyle ise bir insan niçin Allah'tan korkmalıdır? Bu soruya şöyle cevap vermemiz mümkündür: Nasıl ki Allah, zat ve sıfatları itibarıyla bizim bildiğimiz tüm varlıklardan farklı bir varlık ise "Allah korkusu" da bizim bildiğimiz tüm diğer korkulardan farklıdır. Bu, dünyevi bir felaket ya da kötülükten korkmaya benzemez. Bu, her şeyden önce insanı insan kılan, onun fıtratında var olan, Yüce Yaratıcı ile irtibatın kopması, insanın hayattaki en büyük dostunu (Veli), en büyük sığınağını (Mevlâ), en büyük sevdiğini (Vedûd) yitir- me korkusudur. Onunla arasındaki sevgi bağını zedelemekten, O'nun rızasına ters düşmekten kaynaklanan bu korku insanı kendisine yabancılaştıran değil onu insan yapan korkudur. Sevdiği bir insanı yitirme korkusu taşıyan
Sayfa 99 - Timaş·Kitabı okudu
Kendi kıymetlerinin birer kıymet olduğundan süpheye düşmüş bir yığın insan, bundan böyle kendilerine kıymetli diye sunulan bazı şeyleri elde etmenin telaşında.